Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! İyi okumalar...
Kitabın sunuş kısmında şöyle diyor, yazar Neil Gaiman: "Bu bir uyarı kitabıdır. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin kıymetini bilmediğimizi hatırlatır." Aslında kitabın teması bunun üzerine kurulmuş ve güzel bir şekilde kurgulanmış. Yazarımız kitabını 1950'lerde imkanların kısıtlı olduğu dönemlerde kütüphanede daktilo kullanarak yazıyor ve kitaba yine Neil Gaiman deyişiyle "bu böyle sürerse.. Artık kimse kitap okumayacak" diyerek başlıyor kitabına.
Bu sözü de kitabı okudukça, derinlerine indikçe o kadar iyi şekilde anlıyoruz ki biraz da 70 sene öncesinden bugünlerin geleceğini hissederek yazmış diyorsunuz.
Kitabımız görevi bildiğimizin tam tersi bir itfaiye teşkilatı elemanı Guy Montag karakteri üzerinden şekilleniyor. Peki bildiğimizden farkı ne bu teşkilatın? İtfaiyecilerimiz yangın söndürmek yerine, su yerine kerosen sıkarak yakıyorlar! Evlerinde kitabı olduğuna dair kişilerin ihbarını alır almaz o eve giderek kitaplarla birlikte yakıyorlar. Çünkü kitap okumak, suç teşkil etmekte. Kitap okuyanların düşünmeye başlayacaklarını ve bu yüzden de mutsuz olacaklarını savunan hükümet kitap okunmasını kitap bulundurulmasını yasak etmiştir ve onlar da bununla savaşmaktadırlar. Okumalarını engellemekle birlikte TV diye adlandırabileceğimiz dev ekranlarla birlikte insanların uyuşmasına, duyarsızlaşmasına bu sayede yine mutsuz olmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Bunu da gayet güzel başardığını anlatımlardan anlayabiliyoruz öyle ki Guy Montag 10 yıl önce evlenmelerine rağmen eşine nerede, ne zaman, nasıl aşık olduğunu bile hatırlayamıyor. Bir gün ihbar üzerine gittikleri evde kitaplarla birlikte ev
"Çocukları her on günün dokuzunda başımdan atıyorum;okulda oluyorlar. Ayda üç gün, eve geldiklerinde onlara katlanıyorum; hiç kötü değil. Onları 'oturma odasına' sokup televizyonu açacaksın. Giysi yıkamak gibi aynen; çamaşırları tıkıştırıp kapağı kapatacaksın."
Sayfa 119 - Misafirliğe gelen kadınlardan Phelps, çocuk yapmanın gereksizliğini savunurken Bowles karşı çıkar.·Kitabı okudu