Sevgi fiziksel bir varlık olarak, sevilen kişiden çok daha öteye gidiyordu. En derin anlamını tinsel varlıkta, iç benlikte buluyordu. Onun gerçekten var olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı önemini bir ölçüde yitiriyordu.
“Bir gerçeğin farkına vardım. Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu. Çileli oluyordu, sıkıntılı oluyordu ama yolcular hep yolda oluyordu. Yolun sahibi Allah’tı ve dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi. Mükâfat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umrundaydı ? “