Mutlu olmak için var olduğumuz, yaratılıştan hatalı olan tek kavramdır. Bu doğuştan gelen hatada ısrar ettiğimiz sürece, dünya çelişkilerle dolu görünür. Büyük ya da küçük olsun hiç fark etmez her adımda, dünya ve hayatın mutlu bir yaşayış biçimi sürdürmek amacı ile yapılandırılmadığını deneyimlemek zorundayız, bu nedenle hemen hemen tüm yaşlıların çehresi hayal kırıklığı ifadesi taşır.
Geç kalkarak sabahı kısaltmayın veya onu gereksiz meşgalelerle veya konuşmalarla ziyan etmeyin; sabahı hayatın cevheri, belirli bir yere kadar kutsal olarak görün. Akşam ise yaşlılık dönemi gibidir: uyuşuk, konuşkan, budalayızdır. Her gün, biraz yaşamdır: her uyanma ve kalkma biraz doğuş, her taze bir sabah biraz gençlik, her dinlenme ve uyku biraz ölümdür.
Bir kere baş göstermiş, yani değiştirilmesi artık mümkün olmayan bir olayda insan başka türlü olabilirdi diye düşünme hakkını bile kendine tanımamalı, hele bu olay nasıl önlenebilirdi diye hiç düşünmemeli. Çünkü tam da bu düşüncedir acıyı katlanılmaz bir boyuta çıkaran.