4. Olumluyu Geçersiz Kılma
daha da etkileyici bir zihinsel yanılsama, deneyimleri sürekli olarak olumsuza çevirme eğilimidir. Olumlu olaylar gözardı edilmekle kalmayıp, akıllıca ve çabucak bir manevra ile karabasana çevrilebilir. Buna “ters simya” diyorum. Orta Çağ Simyacıları, metalleri altına çevirmeyi başarmışlardı. Depresyondaysanız, tam tersini yapma becerisini geliştirmiş olabilirsiniz: altın bir mutluluğu, anında duygusal kurşuna dönüştürebilirsiniz. Bu işlemi, kendinize ne yaptığınızın farkında bile olmadan kasıtsız olarak yapabilirsiniz.
1. Hep ya da Hiç Düşünme
… Bu evrende "mutlak" yoktur. Eger yaşantınızı "mutlak"lık sınırlarına dogru zorlarsanız, kendinizi sürekli bunalımda hissedersiniz; çünkü, algılarınız gerçeklerle örtüşmez.
Kendinizi sonsuza kadar övgü almamaya mahkûm edersiniz; çünkü, yaptığınız hiçbir şey abartılmış beklentilerinizi karşılayamaz. Bu algısal yanlışlığın teknik adi "kutuplu düşünme"dir. Her şeyi siyah-beyaz olarak görürsünüz ve gri tonlari yoktur.
“Aşırılıklar genellikle birbirleriyle bağlantılıdır.
Örneğin kendini beğenmiş görünen insanlar, kendilerine saygı duymamaya daha yatkındır. Başkalarının kendilerini örnek almalarını isterler.”
Neredeyse 2000 yıldır. (eski Yunan'dan on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar) duygulanımlardan "tutkular" olarak söz ediliyordu. Tutku, yani passion ise
Latince pati (acı çekmek) ve Yunanca pathos sözcüğünden gelir. İngilizcede edilgin (passive) ve hasta (patient) sözcükleri de aynı pati kökünden türetilmişlerdir. Bu kavramların kökündeki düşünce,
Bireyin bir değişmeyi başlatması ya da bir eylemi gerçekleştirmesinin tersine, başına gelen bir değişime katılmakta veya bu değişimden acı çekmekte olduğudur. Kavranma, kıskıvrak tutulma, yırtılma, parçalanma, altüst olma, darmadağın olma duygulanımı dile getirirler. Duygulanımlar bizim neden olduğumuz şeyler (eylemler) değil, başımıza gelen durumlardır (tutkular).