Utanç ve suçluluk gibi hisler doğuştan gelmezler. Bir buçuk yaşına kadar hiçbir çocuk, utanma ve suçluluk hissetmez. Çocukların istismar edilmediği ailelerde ve toplumlarda, çocuk bir buçuk yaşından sonra da utanç ve suçluluk duymaz... Bunlar çok kez, anne- babaların farkında olmadan çocuklarına yerleştirdiği duygulardır.
"Çocukların, ağızlarına uzatılan bir yiyeceği ağızlarına almayı istememe ve ağızlarını açmama hakları vardır. Bir çocuk, sadece yiyecekleri değil, kendisine sunulan ve teklif edilen her şeyi reddetme hakkı olduğunu bilmeli. Biri bize bir top atıyor diye, o topu tutmak zorunda değiliz."
Annesi Defne' ye " yemeği çöpe atmak doyduğun halde sana zorla yedirmekten daha iyi," dedi." Çünkü senin miden çöplük değil. Sırf ben istiyorum(Z) diye yemen, hem ruhuna hem bedenine zarar verir. Bu yemeği çöpe dökmekten daha büyük bir ziyan."
* Nihan Kaya' nın kaleminden dökülen bu kısa hikayeyi okuduğumda şu satırlar canlandı zihnimde:
- Yaşadıklarımı, başkalarının bana bıraktıklarını onların istedikleri kadar değil; ruhumu beslemek istediğim kadar alma hakkım var. Ruhumun özümseyemediği diğer bir bakış açısıyla sindiremediğini almayabilir, aldıktan sonra çıkarabilirim. Tüm bunlar benimle yolculuk eden duygular. Yolda bana yetecek kadar alabilir, fazlasını- bir yük olarak gördüğümde- kibarca itebilir ve bırakabilirim.
* Küçlükten yerleşen bazı davranış kalıpları her ne kadar basit ve gün içine yerleşmiş olarak görünse de yetişkinlikte kendini " suçluluk" duygusuyla gösterebiliyor. Yemeği yemek istememesine saygı duyumlayan bir çocuk. İleride başkalarının yüklediği duyguları almadığında da "suçlu" hissediyor.
Bırakalım çocuklar istedikleri kadar alsınlar. Almak istemediginde 'hayır' diyebilsinler ve özgürleşsinler. (ceydaevren)
Aslında tüm bu çağrışımlarım Hayır Diyebilmek Sanatındaki şu cümlelerle karşılık buluyor:
" 'Özgürlük' sandığınız gibi "sınırsız" olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir."