Manipülatif narsist kişiliğin bizde açtığı derin yaralar ve travmalar üzerine bir not:
Bilindiği gibi manipülasyon, bir gerçeği çarpıtmanın, bir durumu olduğundan farklı göstermenin ve dikkati
İnsan en çok da buna üzülüyor: bir zamanlar mümkün sandığı duyguların, şimdi ulaşılmaz bir hayal gibi uzaklaşmasına. Sanki kalbinin içinde bir yer donmuş da, ne yaparsan yap çözülmüyor. Zaman geçiyor, insanlar değişiyor, hayat akıyor ama o aradığın şey... hep eksik kalıyor.
Belki de bu yüzden artık inanmıyorum; çünkü inanmak, umut etmek demek. Umut etmek ise, sonunda bir kez daha hayal kırıklığına uğrama ihtimalini kabullenmek demek. Ve insan bazen, bir hissin yokluğundan çok, onun var olabileceğine inanıp da bulamamanın ağırlığı altında eziliyor...
(Spoiler içerebilir)
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıdır, bir aşk hikayesinin yanında toplumsal meseleleri, alt-üst sınıf ilişkilerine de dokunarak kendi yorumunu kattığı bir efsanedir Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı Efsanesi,,
Ahmed'in Güllbahar'a olan aşkı uğruna yaptığı fedakarlıkların kafasında filizlenen Gülbaharın ona kavuşmak için ona ihanet ettiği fikrine yenik düşmesi hikayenin en can alıcı kısmıydı ve bu, insanın, bir düşünce uğruna neleri göze alabileceğini ve ne gafletlere mağlup olabileceğini gözler önüne seriyor.
Bunun yanında, toplumda gücü elinde bulunduran ve bunu toplum üzerinde bir baskı aracı olarak kullanan yöneticilerin bu gücünün tarihte halkın birliğine hep yenik düştüğünü de aynı şekilde bize gösteren bir efsanedir Yaşar Kemal'in bu kitabı.