Cezzar Oktay Anar

Cezzar Oktay Anar
@cezzarbey
Stefan Zweig Viyanalı hayat kadınlarını tarif ediyor: “Kendi yatağı olmayan, gündüzleri bir minderin üstünde uyuyup geceleri durmadan sürten; kullanılmış, kirletilmiş, bozulmuş bedenlerini şu karanlığın içinde bir yerlerde üç kuruş karşılığı herkese açan, açlığın veya bir serserinin zoruyla sürekli karanlıklarda dolaşan, polisin her yerde peşinde olduğu, hem avlanan hem avlayan en yoksul ve dışlanmış cinsten birkaç fahişe.”
Reklam
“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
Halil Paşa cigarasını paketin üstüne sinirli sinirli vuruyordu. Gözleri dalmıştı. Neden sonra yüksek sesle düşünür gibi konuştu: “Yaşayabilir miyiz yalnız Anadolu’yla? Devleti yaşatabilir miyiz, demek istiyorum, Allah göstermesin halifesiz malifesiz?”
"Burda haklıyım da, orda haklı değil miyim? Savaşa girmeyebilirdiniz diyorlar! Bırak böyle bir işi, bir ilkokul açmak için zaman kollamak hürriyeti elimize geçti mi bizim? Üçüncü ordu subaylarının neden Cemiyete sürü sürü girdiğini sen benden iyi bilirsin. Birkaç yılda, neden anayasa hürriyetçisi kesildik hepimiz? Rumeli göz göre göre gidiyordu. Balkan yenilgisine bakarsak çoktan gitmiş de haberimiz yokmuş. Yalnız Rumeli mi? Reval Anlaşmasından sonra imparatorluktan geriye ne kalıyordu? Dize gelip ölümü beklemek vardı. Bir de sonunu düşünmeden atılmak .. Biz, umut olmasa da, vuruşmayı seçtik. Almanya'nın Anadolu'ya yerleşmesini istemeyen İngiliz biraz arkaladı bizi.. Hürriyeti bu yüzden o kadar ele geçirdiğimizi anlayamadık. Kendi gücümüzle kurtardığımızı sandık anayasayı.. Sonra Alman politikasına dönünce gök tepemize yıkıldı. Gerisi bir kaygan yokuşta, uçuruma doğru yuvarlanmaktan başka bir şey değil.. En güvendiğimiz dayanak İslamlık, karşımıza çıktı. Getirdiğimiz hürriyetten biz sürekli olarak zarar görürken, ayrılık isteyenler faydalanıyorlardı. Gittikçe daha akılsız daha kıyıcı olmamız bundandır. Bir Anadolu Türkü kalmıştı yanımızda.. Onun da ne halde olduğunu görüyorduk. İmparatorluğa yeni bir dayanak lazımdı. Almanlar tam bu sırada Turancılık masalını dayadılar. Biz de bu masala denize düşenin usturaya sarıldığı gibi sarıldık. Türk'e doğru atılmaktan başka çıkar yol kalmamıştı önümüzde. Oradaki Türklerin Anadolu'daki Türklere hiç benzemediğini anladığımız zaman da iş işten geçmişti. Alt dudağını ısırarak gülümsedi. Sarıkamış yolunu sökebilseydik.. Umduğumuz gibi Kafkasya dağlarında çiçekler açsaydı, düşman önümüzden kaçsaydı bile biz, 95 bin kişi ile Turan'a ulaşamazdık. Ulaşabilseydik, elimizde tutamazdık. Tutabilseydik Almanlardan kurtaramazdık. Bakü önünde

Cezzar Oktay Anar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·155 syf.·
2020 203. kitabı
J. D. Salinger
7.2/10 · 2.523 okunma
Reklam