Nerde buluşacağız diye sormadım bile. Bunun önemi yoktu. Belki cennette. Çünkü cennet, buluşma yeriydi. Başka da bir şey değildi. Bir yakınınla buluşabileceğin ortak bir hücre...
İnlemeye başladım. Markov doğruldu.
"Hayatta mısın?" diye sordu.
"Öyle gibiyim. Ya sen?"
"Durum şöyle:Fırtınanın üzerine yürüyorum! Kaç kilosun?"
"Bilmem. Niye sordun?"
"Zor taşıdım da seni..."