Biri ile konuşmalı, mutlaka konuşmalı idi. Kendisini, tokatlayacak, yüzüne tükürecek, sövecek, fakat daha önce dinleyip, bütün şu olanların ve -her şeyden önemlisi- kendisinin neden böyle olduğunu anlatacak biriyle.
Aslını pek anlamıyordu ama, hayatın akıp gittiğini, bu akışın bir şeyler götürüp bir şeyler getirdiğini ve gidenlerin daima iyi, daima lüzumlu, gelenlerin de hep kötü, zararlı, istenmeyen şeyler olduğunu sağlam biliyordu.
Yenilmek?.. Ne idi yenilmek?..
Topların dakikalarca, dakikalarca, her altmış saniyesi bir yıl gibi, hangi yıl? Tam bir ömür gibi süren dakikalarca dövdüğü bölgelerdeki tam siper, kuma yapışırcasına, kumlardan bir kum tanesi olurcasına ölümü bekleyişler... Süngü süngüye boğuşmalar... Her adımı, ana baba kuzularının canı pahasına aşılan ilerlemeler... Arkadan, kahpecesine vurulmalar. Geri çekilmeler... Karşı hücumlar...