Bu demekti ki, insan ve insanlar yoktur, ümitler, arzular, can çekmeleri, özlemeler, hülyalar yok demeye mecbur olduğunuz kadar abestir, gerçek dışıdır ve sadece taarruz veya ric'at veya oylama veya sarma veya sarılmama planları, emirleri vardır.
Uzun, akıl almayacak kadar uzun dakikaların ördüğü, o yıllar boyunca süren, her biri bir başkasına aitmiş sanılan yıllar boyunca süren zaman, yani harp, insanlardan ayrılamaz dedikleri taraflarından çoğunu silip süpürüp götürmüştü. Konuşmak yok, düşünmek, hatta düşünmek bile değil de, hatırlamak, ümit etmek, hayal kurmak, ümitsizliklerle ürpermek, can korkusundan donup kalmak vardı.
Kainat hep böyle masmavi nurlar, masmavi esintiler içinde dönüp duracak, güller hep aynı enfes renkleri ve kokuları ile açacak. Aşk insanı, daima Tanrısı na yaklaştıracak. Tanrı daima gönüllere rahmetini yağdıracak, fakat insanlar daima, daima, daima yaşadıkları sürece bu güzellikler için, bu aşk için Tanrıya gaddarlaşacak.