''Beklemek, bekleyişi, en için ve en dışın kesiştiği dairelerde kendi üstüne dolanmış, sıkışmış, yansız bir edim haline getiren şeye dikkat kesilmek, bekleyiş halindeki ve ta beklenmedik olana kadar geri döndürülebilecek olan dağınık bir dikkat. Bekleyiş, herhangi bir şey beklemeyi reddeden bekleyiş, adımların kıvrımlarını açarak gözler önüne serdiği sakin uzam.''
''Beklenenin, uzun zamandır sadece bekleyişi sürdürmeye hizmet ettiği, bekleyişin bu uç noktasında, belki son, belki de sonsuz
anında: İnsan hala aramızdadır.''
''Onun, bildiklerini hatırlamaktan ziyade unutarak zapt etmek arzusunda olup olmadığını soruyordu kendine. Fakat unutuş... O halde kendisinin de unutuşa
düşmesi gerekiyordu.''
“Amansız bir çağ başlamakta. Bizler bunun mimarlarıyız, çoktan kurbanı olan bizler. İngiltere’nin balyoz, bizim örs olmamız ne fark eder, önemli olan, uşakça Hıristiyan pısırıklığı yerine şiddetin hakim olmasıdır. Zafer, adaletsizlik ve mutluluk Almanya’nın kısmeti değilse, bırakın başkalarının olsun. Cennet var olsun, bizim mekanımız Cehennem olsa da.”