“ ‘Becerebilirsin’, performans öznesinin düpedüz bin bir parçaya ayrılmasına yol açan muazzam baskılar üretir. Kendi kendine uyguladığı baskı ona özgürlük olarak görüneceğinden, aslında ne olduğunun farkına varamaz. Becerebilirsin, becermelisin'den bile daha çok baskı üretir. İnsanın kendi kendine uyguladığı baskı, bir başkasının uyguladığı baskıdan çok daha ölümcüldür, çünkü kişinin kendine karşı koyması mümkün değildir. Neoliberal rejim baskıcı yapısını, kendini artık tabi olan özne olarak değil de, planlanacak bir proje olarak kavrayan tekil bireyin görünürdeki özgürlüğünün ardında gizler. İçinde yaşadığımız rejimin esas hilesi işte budur. Dahası, başarısızlık kişinin kendi suçudur ve bu suçu artık hep yanında taşıyacaktır. Kendi başarısızlığı için suçlayabileceği hiç kimse yoktur.”
“Daha çok sıkıntı yaratan duygulara dokundukça, çok ağır ağır ve nazikçe çıtamızı yükseltiriz. Bu da mayın tarlalarına rağmen, haysiyetle ve iyi yüreklilikle bu değerli dünyada yaşayacak güce ve iyi yürekliliğe sahip olduğumuz konusunda güven duymamıza neden olur. Bu güven sayesinde başkalarıyla bağ kurmak kolaylaşır çünkü iyi günde de kötü günde de kendimizle kaldığımızda, geriye korkacak ne kalır? Başkaları bizde herhangi bir duyguyu tetiklediğinde saldırıya geçerek ya da içimize, kapanarak kendimizi savunma ihtiyacı hissetmeyiz. Başkalarına, karşılık beklemeden destek çıkmak, bir zorunluluk olmadan yardım etmek, insanın kendi kendine yardımcı olma isteğinin bir sonucudur. Kendimize karşı sevgi dolu hissederiz, bu yüzden başkalarına da sevgiyle yaklaşırız. Zamanla kendimizi ayrı tuttuğumuz her şey, kalbimizde giderek daha çok erir.”
“Merak yaşamın gerçeklik ağının zihinde modellenmesi becerisi ve sürecidir. Yaşam, insanla yaşantılar aracılığı ile etkileșir. Merak etme arzusü yaşantılar üzerinden yaşamla sürekli bir etkileşim isteği, süreci, içerisinde olmaktır.”