Öncelikle kitabın boğucu olduğunu hissettiğimi belirtmeliyim. Sırf bu nedenle okumam çok uzun sürdü ve kitap yanımda gezen ama elimin gitmediği bir eklentim haline gelmişti bir süre. Karakterin zaten çok da alışagelmiş bir normalliği olmadığını okurken anlıyorsunuz fakat belli bir noktaya kadar gerçekten karakter ile empati kuramadım. Bulanık ve gittikçe dağılmaya doğru giden bir karakter çözümlemesi var, sanki bir sisin arkasından o karakteri tanımamıza izin veriliyor ve bu çok da sorun değil aslında. Ama kitabın son çeyreğinde yaşanan hem olaysal mekansal hem de karakteristik dönüşüm için ilk kısımlardaki bu bulanıklık fazla uzun geliyor. Kitabın hakkını veren asıl felsefik bakışa dair düşünceler son olaylar ışığında kitap bitmeden alelacele elimize tutuşturuluyor sanki. Dolayısıyla kitapta bir anlatısal dengesizlik söz konusu ve bu da okuma deneyimini yavan bir hale getiriyor.
Tek tanrılı dinin genesis koşullarına ve kendi "yaratılış" öykülerine bakıldığında, can alıcı noktanın, kadının doğurganlığı dolayısıyla var olan can verme gücünün "ideolojik" olarak elinden alınıp, tek erkek tanrıya ve onun aracılığıyla "yeryüzü erkeği"ne aktarılması olduğu görülüyor. Bu dönüşümün kadınlar açısından belki de en önemli ve olumsuz sonucu, kadının fiziksel olarak elinden alınamayan doğurganlığının küçümsenmesi, soyu üretme yetisinin karşısına erkeklere özgü olduğu öne sürülen kültür yaratma yetisinin çıkan iması ve kadının yeni bir can yaratma özelliğine sahip bedeninin tam da bu nedenle- kirli sayılarak lekelenmesi ve denetlenmesinin meşru görülmesi. Erkeğin üremede oynadığı rolün, "tanrının dünyayı yaratma" eyleminin fani düzlemdeki yansıması olarak görülmesi; erkek tanrı ile ölümlü erkek arasında kurulan bu bağlantı, ataerkil sistemlerde erkeğin gücünün çok önemli bir bölümünü ve temel ideolojik payandasını oluşturur. Bu nedenle, Birinci Bölüm'de, kadın doğurganlığının açık seçik olgularından uzaklaşılarak can verme yetisinin tek erkek tanrının "söz" kudretine aktarılması ve onun dolayısıyla da yeryüzündeki erkeğe geçirilmesi süreci ideolojik düzlemde ele alınıyor. Bu süreç sonucunda kadın, salt bir taşıyıcıya; erkeğin canlı tohumunu barındırıp besleyen cansız toprağa indirgenir.
İhaneti, size itiraf edilmiş ama başkasına yapılmışsa kaldırabilirsiniz ancak. Fakat bir ihanetin kurbanıysanız, size ihanet edene asla geri dönmezsiniz.
Ağzımdaki yavan tadın hayatımın yavanlığının bir ifadesi olduğundan şüphelenmeye başladım, neyse ki hayatımın yavanlığı tümüyle ortaya dökülemiyor artık, sadece böyle muğlak anlarda kendini gösteriyor.