Ona göre her teşebbüs erkekten gelirdi. Kadın, erkeğin arzularına nedensiz, niçinsiz boyun eğmekle yükümlüydü. Çünkü erkek, kadının "küçük tanrısı"ydı.
Böyle küçük bir şehirde, gittikçe söndüğünü gördüğü heyecanlarıyla, evinden işine, işinden evine gidip dönecek basit bir avukat mı olup kalmayı ummuştu?