cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
40 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
"Geçti, bitti gitti, geçti" derler anneler çocuklarına bir karabasanın, bir korkunun ya da kötü bir olayın ardından yatıştırma amacıyla, böylece içinde bulunulan ana ölçüsüz bir önem vermiş olurlar, sanki şunu ilan ederler: “Artık var olmayan şey, hiç olmamış demektir." Belki o durumlarda anlaşılabilir, çocuklar yaşadıkları anı öyle güçlü, her saniyesi sonsuzmuş gibi, içermediği her şeyi dışlıyormuş gibi algılarlar, dolayısıyla geçmiş ve gelecek de hep o anın içindedir. Çocuklar o yüzden ufacık da olsa bir şeyin altüst olmasına ve bozgunlara o denli tahammülsüzdürler, öyle ya, içinde yaşadıkları andan ötesini görmez, hep öyle kalacak sanırlar. O yüzden acıktıklarında ya da çişleri gelince sabretmezler ve o kocaman aksiliği gidermek için bir kafeteryaya ya da eve kadar varmaktan başka çare yoksa öfkelenirler, her gecikmeyi -iki dakikalık da olsa- böyle yaşarlar, bir dakika, bir saat, bir gün nedir bilemezler, zaman denen şeyin ne olduğunu anlamazlar, işte öyle geçip gitmekten ibaret olduğunu, sonunda artık hatırlanamaz olana kadar geçip yitirildiğini kafaları almaz. O aynı sabırsızlığı ya da geçişi kavrayamayışı bazı kadınlarda da görmüşümdür, erkeklerde enderdir, onlar geleceği daha çok hesaba katıyor gibidirler, hatta kimileri zamanın yalnızca geçmek için var olduğunu bilirler.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Reklam
ama artık genç değilim, herhalde o zamanlar da değildim, o eski zamanlarda otuz iki, otuz üç yaşındaydım, benim zamanımda insanın ergin sayıldığı yirmi bir yaş geride kalmıştı, Joseph Conrad'ın "gölge hattı” diye tanımladığı o kesin belirleyici (ama belki de onun çağında öyle belirleyiciydi) yirmi yedi yaşı da geçmiştim. Oxford yollarına düştüğümde otuzumu da geride bırakmıştım, otuz simgesel bir yaştır, bir kez aşıldı mıydı, klasik açıdan bakıldığında, genç ölme olanağı kalmamış gibidir, modern açıdan daha hoşgörülü olduk, altmış beşinde ölen kişi genç ölmüş sayılıyor, deniyor ki, "Yapacağı daha ne kadar çok şeyi vardı", yapmak eylemi varoluşu haklı gösteren şeymiş ya da ölenin en çok özlenen yanı varoluşu, davranışları ve çıkar gütmeyen anlatısı ya da bizim anlattıklarımızı dinleyişi, karşılık verişi değilmiş gibi.
Sayfa 96·Kitabı okudu
yüzüm giderek silikleşmiş, belirsizleşmişti, aslında aynen olduğu gibi de kalmış değildi, yaşlanmıştı, galiba daha kederli bir ifade almıştı, sanki insanın hiçbir yerde, hiçbir hayatta hiçbir kimsede bırakmadığı izlerin hepsi kendi yüz çizgilerinde toplanıp birikir, onları kayda geçiren ve açıkça sergileyen yalnız yüzüdür.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Şu anda yaptığım gibi belirtmek gerekmez ama kimi zaman insan şaka kaldırmadığı konularda şakalara karşı önlem almak zorundadır ve o konuların nerede olduğunu her vakit bilir. Kimi zaman, kendini önceden emniyete almak sonradan bir söz yüzünden katil olmaktan evladır.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Anlatmak en çok öldüren ve en fazla defneden, yüzümüzü ya da profilimizi ya da ensemizi sabitleştiren ve dondurup öylece bırakan şeydir.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Reklam