İlk yıllarda acılarla dolu, yakınmalarla, suçlamalarla dolu mektuplar yazardım henüz ama o mektupların hepsi, onca suçlamaya karşın, bir zamanlar birbirimize yazdığımız, en sevecen selamlarla, seni kucaklarımlarla, çok sevgilerle dolu o sudan mektuplarda olduğundan daha çok yansıtırdı sevgimi.
Benim için bir nedenin varlığı düşünülemezdi, bundan ötürü bugün de düşünülemez. Benim bakımımdan sen iç dünyamda gerilere gittin, o kadar. Eskiden birlikte olduğumuz o zamanlara karışıp gittin,
Sevgili Lily, pek çok durumda sergilediğin yüce gönüllülüğü, belki de alışılmamış denebilecek davranışlarını biliyorum ve bu yanına hep hayranlık duydum. Ama şimdi aradan yedi yıl geçti ve senin kendi kalbini aldatmanı aklın bile engelleyemedi. Bir insan çok yürekli ve çok akıllıysa ama bu niteliklere yine de yeterince sahip değilse o zaman o insanın kendisini uğrattığı düş kırıklığı, onun aracılığıyla bir başka insanın uğradığı düş kırıklığından daha kötüdür.
Anlık bir sözdü, böyle düşünmeyi sürdüreceğini sanmıyordum. Ne de olsa bir tek bizi dünyaya getirmiş, altımızı bağlayıp beslemiş, ödevlerimize yardım etmiş, öpüp kucaklamış, sevgisini içimize akıtmıştı. Bir anne olarak bizi gerçekte tanımamış olabileceği ihtimali çok mütevazı bir itiraf gibi görünüyordu. Böyle bir düşüncenin gülünç ve saçma olduğu normal dünyaya dönmeye başlayarak ellerini kurulama bezine sildi,