Archibald Mac- Leish, karşılaşmanın iki kutbu için olası olan en evrensel terimleri kullanır: "Varlık ve Yokluk." Çinli bir şairden alıntı yapar: "Biz şairlerin yoklukla mücadelesi, onu varlığı ortaya çıkartmaya zorlamak içindir. Sessizliği bir müzik yanıtı almak için tıklatırız."
MacLeish "Bunun ne anlama geldiğini tasavvur edin" diyerek düşüncesini geliştirir. "Şiirin içinde barındıracağı ’varlık’ 'yokluk’tan türer, şairden değil. Ve şiirin sahip olacağı 'müzik' şiiri yapan bizlerden değil, sessizlikten gelir, tıklatmamıza cevaben gelir. Yüklemler tumturaklı: 'mücadele', 'zorlama', 'tıklatma', şairin işi, dünyanın anlamsızlığı ve sessizliği ile, onu anlama zorlamak için mücadele etmektir; sessizliği ses, yoku var yapana dek. Bu iş dünyayı 'bilme'yi üstleniştir, tefsir, gösteri ya da kanıtla değil, insanın ağzındaki elmayı bilmesi gibi, doğrudan." Bu, yaratıcı edimde tüm olup bitenin öznel yansıma olduğunu koyan yaygın varsayımımıza karşı pek güzel ifade edilmiş bir panzehir ve yaratıcı sürecin yöresini saran kaçınılmaz esrarın* bir hatırlatıcısı.
*Esrar: "Sorun, önümde olan, yolumu tıkayan güçlüktür. Ona karşı koyar ve onu sınırlandırabilirim. Giz ise bağlanmış bulunduğum, bütünlüğüm ve varlığım içinde sorguladığım ölçüde, sorgu konusu da edildiğim bir sorundur... Varoluşsal düşüncenin ilk çabası giz'lerin ’sorun’ biçiminde yozlaşmasına izin vermemek olacaktır." "Sır beni saran ve kuşatan bir şeydir. Bir kimse, sırla kuşatılır, fakat problemleri çözer. Sır varlık tecrübesiyle, problem objektif bir düşüncenin bilebileceği objelerle iş görmek ister. Bir problem, uygun bir tekniğe konudur; şekillenebilir, ölçülenebilir ve hünerle ölçülebilir."
*Archibald MacLeish, Poetry and Experience, Boston, 1961, s.8-9.