Cheeco

Tinin yaratıcılığı ussal, düzenli toplum ve yaşama tarzımızın yapısını ve önkabullenişlerini tehdit eder ve etmelidir. Bilinçdışı, usdışı itilimler tam da doğalarından ötürü ussallığımıza yönelik bir tehdit oluşturmak durumundadırlar; o halde yaşadığımız kaygı kaçınılmazdır. Bilinç eşiği ve bilinçdışından gelen yaratıcılığın sadece sanat, şiir ve müzik için değil, uzun vadede bilim için de aslolduğunu ileri sürüyorum. Bunun getirdiği kaygıdan kaçınmak ve bunun doğurduğu yeni biçim ve kavrayışların tehdidini görünmez kılmaya kalkmak toplumumuzu sadece sıradan ve gitgide daha boş bir hale getirmek değil, aynı zamanda sarp ve kayalık dağlardan inen, sonradan bilimimizin yaratıcılık nehrini oluşturacak kaynakları da kesip atmaktır.
Sayfa 98 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Şaşırtıcı ölçüde mekanize olmuş bir dünyada yaşıyoruz. Usdışı, bilinçdışı fenomenler bu düzenekleşmeye (mekanizasyon) karşı daima bir tehdit oluşturuyorlar. Şairler çayırlarda ya da tavan aralarında hoşa giden yaratıklar olabilirler, ama montaj hattına sokulan bir çomaktırlar. Düzenekleşme tekbiçimciliği, önceden-bilinirliği ve düzenliliği gerektirir; ve tam da bilinçdışı görüngülerin özgün ve usdışı olma olgusu, kentsoylu düzen ve tekbiçimciliğe yöneltilmiş reddedilmez bir tehdittir. Bu, modern Batı uygarlığımızda insanların bilinçdışı ve usdışı deneyimlerden korkuyor olmalarının bir nedeni. Çünkü bu bilinçdışı ve usdışı deneyimlerde, derin tinsel kuyulardan kabarıp yükselen gizlilikler, dünyamız için esas oluşturmakta olan teknolojiye hiç mi hiç uymazlar. İnsanların bugünlerde diğerlerindeki kadar kendilerindeki usdışı unsurların da korkusuyla yapmaya çalıştıkları, kendileriyle bilinçdışı dünya arasına araçlar ve düzenekler yerleştirmektir. Bu onları usdışı deneyimin tehdit edici ve ürkütücü yanlarıyla kuşatılmaktan korur. Teknoloji, teknikler ya da düzeneklerin kendilerine karşı bir şey söylemediğimin anlaşılabileceğinden eminim. Söylediğim, teknolojinin, biz ve doğa arasında bir tampon, kendi yaşantımızın daha derin boyutları ve kendimiz arasında bir engel olarak hizmet görme tehlikesinin sürekli varolduğudur. Araçlar ve teknikler bilincin bir uzantısı olmalıdırlar, oysa kolayca bilinçten bir korunma da olabilirler. Bu durumda araçlar savunma mekanizmaları halini alırlar -özellikle de bilincin bilinçdışı diye adlandırdığımız daha geniş ve karmaşık boyutlarına karşı. O zaman mekanizmalarımız ve teknolojimiz bizi, fizikçi Heisenberg'in ortaya attığı gibi, ''tinin etkisinde belirsiz'' kılacaktır.
Sayfa 96 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Faydalı olma, güzel olmanın özniteliğinde içkindir. İçsel bir biçimin armonisi, bir kuramın iç tutarlılığı, kişinin duyarlığını uyaran güzelliğin özniteliği — bunlar, niye o fikrin fırlayıp ortaya çıktığını belirleyen anlamlı etmenler. Bir psikanalist olarak ekleyebileceğim şu ki, insanlara kavrayışlar elde etmeleri için yardım etme deneyiminde de aynı fenomen kendini gösterdi — bu kavrayışlar en başta "ussal olarak doğru" ya da işe yarar olduklarından değil, tam bir biçime, tamamlanmamış bir Gestalt'ı tamamladığı için güzel olan bir biçime sahip oldukları için fırlayıp ortaya çıktılar. Yaratıcı bir kavrayışın bilince doğru bu hamlesi oluştuğunda, biçimin öyle değil de böyle olması gerektiğine dair kesin bir kanaatimiz vardır. Yaratıcı deneyimin özniteliği bu deneyimin bize apaçık gelmesidir — Poincare'nin "dolaysız kesinlik"i ile. Ve biz, bu konuda herhangi bir başka şeyin doğru olamayacağını düşünürüz ve bunu daha önce görmeme budalalığına neden düştüğümüzü de merak ederiz. Neden, şüphesiz ki onu görmeye psikolojik olarak hazır olmamamızdır. Henüz sanattaki ya da bilimdeki yeni gerçeğe ya da biçime niyetlenemeyiz. Henüz niyetlilik (intentionality) düzeyinde açık değilizdir. Oysaki gerçeğin kendisi basit bir biçimde oradadır. Bu bize Zen Budistlerinin söyleyip durduklarını hatırlatır — bu anlarda yansıyan ve kendini gösteren bir evren gerçeği sadece kendi öznelliğimize dayanmaz, sanki sadece gözlerimizi kapayıp, sonra da birden açınca onu orada, olabildiğince yalınlığı için görmüşüzdür. Yeni gerçekliğin bir çeşit değişmez, kalıcı bir niteliği vardır. "Gerçek bu işte ve onu daha önce görmemiş olmak garip değil mi?" deneyimi sanatçılarda dinsel bir niteliğe sahip olabilir. Bu birçok sanatçıda, resmederken içlerinde kutsal bir şeylerin olup bitmesinin nedenidir,
Sayfa 95 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Günlük yaşamın curcunasını dağa değiştirmenin, günümüzdeki tekbaşınalığı yapıcı olarak kullanma yetisini gerektirdiğini düşünüyorum. Bu, "fazlasıyla birlikte olduğumuz" bir dünyadan, sessiz kalabilmek, sessizliğin benim için ve benim içimde faaliyetini sürdürmesine izin vermek amacıyla geri çekilebilmeyi gerektirir. Zamanımızın bir özniteliği birçok insanın tekbaşınalığından korkmasıdır: Yalnız olmak, kişinin toplumsal bir başarısızlık içinde olduğunun işaretidir, çünkü kimse elinden gelse yalnız olmazdı. Bana öyle geliyor ki, modern telaşe uygarlığımızda yaşayan insanlar, radyo ve TV'nin sürekli bangırtısı arasında, kendilerini ister TV izleyiciliğinin edilgenliği cinsinden olsun, isterse konuşmanın, çalışmanın ve etkinlik için etkinliğin cinsinden olsun, her çeşitten uyarıya tabii kılarak, sürekli meşgaleler yüzünden bilinçdışının derinliklerinden çıkıp gelecek kavrayışlara yol açmayı gitgide daha zor buluyor. Şüphesiz, bir birey usdışından -yani, deneyimin bilinçdışı düzeylerinden- korkuyorsa, sürekli meşgul kalmaya, çevresinde en yoğun ''gürültü''yü muhafaza etmeye çabalar. Tek başınalığın kaygısını, sürekli kışkırtılan oyalanma ile önlemek, Kierkegaard'ın güzel bir teşbihle belirttiği gibi, geceleri tencere tava çalıp kurtları uzak tutmak için yeterince patırtı çıkartmaya çalışan ilk Amerikan göçmenlerin tavrıdır. Bilinçdışımızdan gelecek kavrayışları yaşamımıza alabilmek için, kendimize tek başına olabilme yetisini kazandırmak zorunda olduğumuz açık.
Sayfa 93 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Bilinçdışı çalışmanın olanaklılığı ve kesin bir meyve vermesi ancak, bilinçli bir çalışma ile birlikte sürdürülmesiyle söz konusudur. Bu ani esinler (aktarılan örnekler de bunu yeterince kanıtlar) hiçbir zaman, mutlak biçimde verimsiz görünen iradi çabalarla geçen, işe yarar hiçbir şeyin elde edilmediği, takip edilen yolun tümden sapıp yittiği günler yaşanmadan ortaya çıkmazlar. Bu çabalar öyleyse düşünüldüğü kadar kısır olmamışlardır; bilinçdışı düzeneği bu çabalar diri tutmuştur; onlarsız bu düzenek devinemez ve hiçbir şey üretmezdi. Poincare'nin tanıklığında şimdiye kadar ortaya çıkan en anlamlı noktalan özetleyelim. Bu deneyimin özniteliklerini şöyle belirler: (1) aydınlanmanın birdenbireliği; (2) kavrayışın, kişinin kuramlarında bilinçle sanıldığı şeye karşı çıkıp gelişi; bir bakıma da ona karşı gelmek durumunda oluşu; (3) olayın ve onu sarmalayan sahnenin capcanlı oluşu; (4) kavrayışın, az ve özlükle ortaya çıkan dolaysız kesinliğinin yaşanması. Bu deneyimin zorunlu pratik koşulları olarak şunları aktararak sürdürür; (5) konu üzerinde, bilinçdışı hamle öncesinde harcanan yoğun emek; (6) "bilinçdışı emeğe" kendi başına öne çıkma fırsatının verildiği ve ardından bilinçdışı hamlenin oluşabileceği bir istirahat (ki daha genel olan meselenin özel bir durumudur); (7) istirahat ve çalışmayı değiştirip durma gerekliliği: Kavrayış sık sık istirahat ve çalışma arasındaki paydos anında ya da süresinde belirir.
Sayfa 93 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Reklam