Cheeco

Ulaşılamayan bütünlük hangi bakış açısından bakılırsa yakınılacak bir şey ve olası bir korku nesnesidir? Bu bakış açısı, eksik olan bütünlükten rahatsız olmayan, onu bir kışkırtma ve canlılık işareti olarak kabul eden akıp giden anların bakış açısı değilse eğer?
Sayfa 193 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatının bir bütün olabilmesi için ona dahil olması gereken bütün deneyimleri tatmamış olmanın pişmanlığından söz etmiyordu. Kendi hayatının şimdiki eksikliğinin bilincinde olmak başlı başına bir felaketse, hayatında bir şeylerin eksikliğini hisseden herkes hep mutsuz olurdu. Tam tersine, cansız değil de ölmüş bir hayatın söz konusu olmasının koşulu, bilinçli bir şekilde açık ve dürüst olmaktır. Demek ki mutsuzluğu doğuran başka bir şey olmalıydı: O eksiklerin giderici, bütün olmayı sağlayıcı deneyimleri yaşamanın gelecekte de mümkün olamayacağını bilmek.
Sayfa 192 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Rüşveti beden, ruhtan daha zor kabul eder. Ruh kendi kendimizi aldatmalarımızın sergilendiği şirin bir sahnedir, güzel, yumuşak kelimelerle dokunmuştur, bu kelimeler kendimizle yanılgıdan uzak bir samimiyet kurduğumuza inandırırlar bizi, kendimiz tarafından şaşırtılmaktan korunacak kadar kendimizi yakından tanıdığımıza inandırırlar.
Sayfa 183 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Tam o dakikada, neler olacağını anladım. En ince ayrıntısına kadar anladım, sanki geleceği görmüş gibiydim - sanki gelecek, duyduğum dehşet içinde, çoktan oluşmuş bir gerçek olarak mevcuttu; ve zamanı gelince önümde açılacaktı. Bir sonraki saatin Amedeu'nun hayatında önemli bir dönüm noktası olacağı, o güne kadar girdiği en ağır sınav sayılacağı bile apaçık belirmişti gözlerimin önünde.
Sayfa 173 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Ciddi olarak ölümsüz olmayı arzulayan var mı? Kim sonsuza kadar yaşamak ister? Şunu bilmek ne kadar sıkıcı ve yavan olurdu: Bugün neler olduğunun hiç önemi yok, bu ay, bu yıl: Daha sonsuz gün, ay ve yıl var. Sayılamayacak kadar çok, kelimenin tam anlamıyla. Böyle olsaydı eğer, başka bir şeyin anlamı kalır mıydı ki? Artık zamanı hesap etmemize gerek kalmazdı, acele etmemizin anlamı olmazdı. Bir şeyi bugün ya da yarın yapmamız fark etmezdi, hiç fark etmezdi. Kaçırdığımız milyonlarca şeyin, ebediliğin karşısında hiçbir değeri kalmazdı, bir şeyin arkasından üzülmenin de anlamı olmazdı, çünkü onu telafi etmek için zaman hep kalırdı. Günün akışına bile karışamazdık, çünkü bu mutluluk, akan zamanın bilincinde olmaktan beslenir, avare kişi ölümün karşısında bir maceraperesttir, telaşın zorlamasına karşı çıkan bir haçlı askeridir. Her zaman ve her yerde ve her şey için zaman olsaydı: Zaman harcamanın vereceği keyfe yer kalır mıydı? Bir duygu ikinci kez hissedilirse, aynı olamaz. Yeniden hissedildiğinin farkına varılmasıyla birlikte renk değiştirir. Sıklıkla gelirlerse ve çok uzun sürerlerse duygularımızdan bıkar, usanırız. O duygunun asla, hiçbir zaman sona ermeyeceğine emin olan ölümsüz ruhta müthiş bir bıkkınlık doğar, zapt edilemeyen bir umarsızlık büyür. Duygular gelişmek ister, biz de onlarla birlikte gelişmek isteriz. Eskiden oldukları biçimi reddettikleri için ve yeniden kendilerinden ve yeniden kendilerinden uzaklaşacakları bir geleceğe doğru aktıkları için şimdi oldukları gibidirler. Bu nehir sonsuzluğa aksaydı: İçimizde binlerce duygu doğardı, baştan sona görebileceğimiz bir zamana alışkın olduğumuz için hayal bile edemeyiz bunları. Ebedi hayattan söz edildiğini duyduğumuzda, bize neyin vaat edildiğini hiç bilmeyiz. Ebediyet içinde, avuntudan yoksun kendimiz olmak
Sayfa 161 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu