Evgenia beni terk etmekte haklı galiba. Benden adam olmaz. Yaşamdan çok, ölüm çekiyor beni. Ölüm daha cazip geliyor bana. Ölüm değil de cinayet. Kendi kendime gülümsüyorum. Evgenia yaşama benden daha yakın. Yaşama değil de aşka. Sanırım, benim için cinayet çözmek neyse, Evgenia için de aşk o. Bunu söylesem, aşk ile cinayeti nasıl bir tutabiliyorsun diye kızar bana. Oysa ikimiz de sıradanlığı sevmiyoruz: Evgenia yaşamı, aşkla sıradışı kılmaya çalışıyor, ben ise cinayet çözerek... Normal değil tabii ama gerçek. Benim gerçeğim. Şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki, cinayet yaşamı olduğu kadar ölümü de sıradanlıktan kurtarıyor. Öyle değil mi ?