“Şimdi size istediğiniz sadakayı versem,” diye karşılık verdi, “ilerde sadakamın öcünü benden söylediğinizden daha acı alacaksınız. Çünkü karşımda bir dilenci gibi böylesine alçaldığınızı hiç unutmayacaksınız…”
Elbette kaderin cilvesiydi. O “istemiyordu” bunu, “sevmek istemiyordu”. Bunu anlaşılır bir biçimde verebilecek miyim, bilmiyorum. Ama olaylardan, başına böyle bir şeyin gelebileceği düşüncesi tüm ruhunu isyan ettirmişti. İçinde özgür olan her şey bu karşılaşmayla bir anda yok olmuştu. Onu hiç umursamayan bir kadına bağlanmıştı. Zincire vurulmuştu. Tutkunun bu tutsaklığını istemiyordu.