soo

hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. belki bütün ömrünce her an bir çok şeyler onu arkada bırakıyordu. sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. " biz mi gidiyoruz, onlar mı? " sual buydu...
Reklam
insanın sevdiği bir ev olunca, kendisine mahsus bir hayatı da olur.
garip bir tiksinme içindeydi. bu güneş gözlerine batıyor, paylaşamadığı bu neşe onu rahatsız ediyordu. çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu. tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer.
her şey değişebilir, hatta kendi irademizle değiştiririz. değişmeyecek olan, hayata şekil veren, ona bizim damgamızı basan şeylerdir.
insanlar bazen doğuştan mâhkum olurlar
Reklam