hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. belki bütün ömrünce her an bir çok şeyler onu arkada bırakıyordu. sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. " biz mi gidiyoruz, onlar mı? " sual buydu...
garip bir tiksinme içindeydi. bu güneş gözlerine batıyor, paylaşamadığı bu neşe onu rahatsız ediyordu. çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu. tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer.