Boş bakardım, çünkü yüzümde yazılı olandan bilmeden korkardım; boş bakardım, çünkü seni bıraktığım yerde bulamamaktan korkardım. Seni bıraktığım yerde, eski masalar, yorgun sandalyeler, soluk lambalar, gazeteler, perdeler, sigaralar arasında.
“Tevekkeli, arada bir dünyaya bir başkasının gözlerinden bakabilmeyi bilmek gerek, demişler. Asıl o zaman dünyanın ve insanların esrarını kavramaya başlarmış insan.”
Boştu artık yüzlerimiz, üzerlerinden eskisi gibi bir şey okumaya olanak yoktu onların; kaşlarımız, gözlerimiz, burunlarımız, bakışlarımız, ifadelerimiz, boş yüzlerimiz anlamsızdı.
Seni görmek istiyorum. Görünce anlayacaksın neden görmek istediğimi. Kimse benim kadar tanıyamaz seni, kimse. Geceleri kendi elinle pişirdiğin çayları, kahveleri, kaloriferin üzerinde kuruttuğun Maltepe sigaralarını içerek sabahlara kadar hayal kurduğunu biliyorum. Yazılarını daktiloyla yazıp yeşil tükenmez kalemle düzelttiğini ve kendinden ve hayatından memnun olmadığını biliyorum. Sabahlara kadar odalarda aşağı yukarı yürüdüğün gecelerde hep bir başkasını yerinde olmak istediğini, ama yerinde olmak istediğin bu başkasının kimliği konusunda bir türlü karar veremediğini de biliyorum.