Gerçekten zor ve yalnız bir yaşam sürmüştü. Fakat ihtiyarın kendisine acıyarak bakmasını da içine sindiremedi:
— “Bana acımanı istemedim!”
— “Ben de isteyerek acımadım!”
Allah'a iman eden müminler, iman ederken bir şeye iman ettiklerini bildikleri, hissettikleri gibi, Allah'ı inkâr edenler de bir şeyi inkâr ettiklerini bilmekte, bunu hissetmektedirler. İnkâr edenler bile muhatabı gerçekten yok olan bir hiçi inkâr etmediklerini hissederler.
Aptallığın ötesinde, açık bir salaklığı yaşıyordu bu insanlar! İki parmakla tutup rahatça yiyebilecekleri bir lokma et için, yarım saat çatal bıçak gösterisi yapıyorlardı! Öksürmek istedikleri zaman öksüremeyen, kaşınmak istedikleri zaman kaşınamayan, esnemek istedikleri zaman esneyemeyen yani yaşamak istedikleri gibi yaşayamayan bu insanlar, yine de memnundular, yine de memnundular bu tuhaf ve tutsak durumlarından!
Kurduğunuz mantık doğru. Varolan bir şey inkarla yok olmayacağı gibi, yok olan bir şeyde inançla varolmaz. Ancak cennet, inanarak varettiğimiz değil, inanarak gireceğimiz bir yerdir