Akşama doğru maymun gözünü açtı. Ama o an gördüğü, içinde bulunduğu dünya değil atalarının yaşadığı uçsuz bucaksız ormandı. Bu ormanın bütün renklerini görüyor, bütün seslerini duyuyordu. Kendisine her zaman huzur veren o kokuyu, anasının kokusunu duyar duymaz tatlı tatlı mırıldanmaya başladı. Sıcak, güven dolu bir kucaktaydı. Ancak, yuttuğu afyonun etkisiyle gördüğü bu düşlerde az da olsa gerçeklik payı vardı. Çünkü Uzun Ihsan Efendi’nin oğlu Bünyamin, maymunun atıldığı viranede onun mırıltılarını işitmiş ve hayvanın ölmediğini anlayınca onu gömleğinin içine sokup eve götürmeye karar vermişti. Gömleğin içindeki maymun, delikanlının bağrındaki kokuyu asla unutamayacaktı, çünkü bu, anasının kokusuyla aynıydı.