Nazım Onur Bulut, Martin Eden'i inceledi.
48 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Martın Eden'dir sevinçler, hüzünler, korkular, çelişkiler gören yazarın bize sunduğu hayat çizgisini anlattığı karekter sahi ne kadar da gerçektir Martın Eden'in yaşadığı duyguların akıbeti dünyamızda bizlerde adımlar atarız anne karnından dünyaya daha sonra şanslıysak okula bir baltaya sap olabilirsek mesleğe olamazsak serseriliğe bir şekilde debelenirken dünyada çiçek açar kalbimizde adını aşk koyduğumuz .Tam başlarız aynada gülen yüzümüzle uyanmaya sonumuz olmuş gülen yanımız.

Tek Umut Barış, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

ellerim yok artık
dünyaya göğsümden bir çiçek açtım.

Ayazda Bir Islık, Serdar Arslan (Sayfa 28 - Çıra Edebiyat)Ayazda Bir Islık, Serdar Arslan (Sayfa 28 - Çıra Edebiyat)

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar...
https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

Ben,
İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
Uçtum ama uçuşum
Radarlarla izlendi
Gayret ettim ve sövdüm
Bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
Ruhum sahte
Evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
Sınıfları doğrudan geçip
Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Sanki ne anlıyorum?
Ola ki
Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
Devlet sırrıyla birlikte insanın
Sinematografik bir hayatı olabilir
O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
Ve sonunda estetik bir
İdam belki!
Evet, evet ruhu olmak
Bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
Bu sonuç
Bu çıkarsama
Neden peki her şeyi bulandırıyor
Ertelenen bir konferans
Geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
Tercih edişim niye?
Ben oysa
Herkes gibi
Herkesin ortasında
Burada, bu istasyonda, bu siyah
Paltolu casusun eşliğinde
En okunaklı çehremle bekliyorum
Oyundan çıkmıyorum
Korkuyorum sıram geçer
Biletim yanar diye
Önümde bir yığın açalya
Bir sürü çarkıfelek
Gergin çenekli cesetleriyle
Önümde binlerce çiçek
Korkuyorum sıra sende
Sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
Söyleyin
Aynada iskeletini
Görmeye kadar varan kaç
Kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
Onları verin, yakınmalarınızı
Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
Verin bana
Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
Yazmam yakışık almaz
Bunca kaybolmuş talan
Parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
Marifetimin yanısıra
İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
Üstüme yoktur ödeme hususunda
Sözün gelişi
Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
Bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
Kazanana vertigolar, nostaljiler
Karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
Kapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
Döl saçan her rüzgarın
Vebası bende kalacak
Varsın bende biriksin
Durgun suyun sayhası
Yumuşatmayı bilen ateş
Öğüt sahibi toprak
Nasıl olsa geri verecek
Benim kılıcımı.

Ece Temelkuran
Hapishanedeki oğluna saksıda çiçek vermeye çalışan bir anneye gardiyan:
- Teyze Allah aşkına içeride hiç çiçek yaşar mı?
- Benim oğlum yaşıyor ya!

Mathmazel, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor

Bunlar hep gapitalizmin oyunu :)
Bir el çantası el çantası değildi sadece, bir para cüzdanı para cüzdanı değil, çiçekler çiçek, yelpaze yelpaze değildi; hepsi de sevginin, büyüselliğin, uyarıcılığın malzemesiydi, elçiydi hepsi, karaborsacıydı, silahtı, savaş çığlığıydı.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse

Çiçek çoktur ama gül başka, insan çoktur ama kardeş başka....!!!!

devrime dair en güzel film
"22 Aralık sabahı, tam yedide kalktım. Yok, affedersiniz. Çünkü o zamanlar, altı buçukta kalkardım. Tıraş oldum ve sonra... Neyse. O gün karımla kavga etmiştik. O zamanlar çılgındım. Sonra işe gittim ama hiç çalışacak gibi değildim. Maria ile kavga ettiğim için üzgündüm ve biraz ileri gitmiştim. Her zaman çok kıskançtım. Altmış yaşındayken bile onu kıskanırdım. Hatta bazen karımın benim kıskançlığım yüzünden öldüğünü düşünürüm ama her neyse, bu kimseyi ilgilendirmez.

İşten erken çıkmak için izin istedim çünkü karıma çiçek almak istiyordum. Çarşıda kimsecikler yoktu, hatta nereye gitsem bomboştu diyebilirim. Kimse görünmüyordu. Ama eve eli boş gidemezdim, çünkü utanıyordum. Bir şeyler yapmalıydım. Sonra şükürler olsun ki aklıma botanik bahçesinden geçmek geldi. Pencerenin camını kırdım ve oradan tam üç tane muhteşem manolya çaldım.

Sonra da eve gittim. Maria ev işleriyle uğraşıyordu. Ona çiçekleri verdim. Bana hiçbir şey demedi. Çalışmaya devam etti. Aynadan baktım ve gülümsediğini gördüm. Gülümsemesi hoşuma gitti. Bu beni mutlu etti. Çiçekler hoşuna gitmişti demek ki. Ama hala kızgın olduğunu düşünmemi istiyordu. Ben de benim için fark etmeyeceğini göstermek istedim ve televizyonu açtım.

O saatte hep ya "Laurel Hardy" ya da "Tom ve Jerry" olur. Biz de onları seyretmek zorunda kalırdık o saatte o vardı ve biz... "Laurel Hardy" ile "Tom ve Jerry" programlarını çok severim. Ama tam o sırada Çavuşesku çıktı, bir konuşma yapıyordu. Bize 100 ley vereceğine söz verdi. Ben de Maria'ya, Çavuşesku'nun vereceği 100 ley ile Mangalia'ya deniz tatiline gideceğimizi söyledim. Fakat ne bana ne de Çavuşesku'ya güvenemeyeceğini söyledi.

Yayın aniden kesildi. Biz planımıza devam ediyorduk. Düşündük eğer Mangalia'ya gidersek geriye Adamclisi anıtını ziyaret edecek kadar para da kalıyordu. Ona söz vermemi istedi, ben de söz verdim.

Yayın yeniden geldi ve herkes ekrana çıkmaya başladı. Devrimin kazandığını söylüyorlardı. Maria mutluluktan uçacaktı fakat ben Çavuşesku'nun söz verdiği 100 leye üzülüyordum. Onu hayal etmiştik çünkü, tatile gidecektik. Ama 100 Ley kaybolmuştu."
https://www.youtube.com/watch?v=M0aPV7d94W8
https://www.politikfilm.org/...2006-filmi-izle.html

HeRZe, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Ah gidenler gelir mi geri
Açar mı bugün dört bahardır kanayan çiçek

Bütün Şiirleri, Enver Gökçe (Sayfa 45)Bütün Şiirleri, Enver Gökçe (Sayfa 45)
Sevda Bıyık, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin.
Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar

Harman, Yavuz Bülent BakilerHarman, Yavuz Bülent Bakiler