Bir gün biri gelecek. Çiçek almayı sevmese bile çiçek alacak sana, çünkü mesele çiçek değil sen olacaksın...
Kim Allah'a yöneldi de Dünyası çiçek açmadı...
Reklam
Funda'dan...
Boşanmak, sadece iki insanın yollarını ayırması, bir imzanın hükmünü yitirmesi değildir bazen. Hele ki ortada bir çocuk varsa, o imza atılırken kurulan bağ, mahkeme salonlarında tek celsede kopup gitmez. Çünkü evlilik birliği sona erebilir ama anne ve babalık, altına bir kez imza atıldıktan sonra fesh edilemeyen "ölümsüz bir akrabalıktır." ​İşte tam da bu yüzden, o çok sevdiğim tanımımla söylemek gerekirse: Çocuk varsa, anne ile baba arasında artık ömür boyu sürecek bir "hayat hukuku" başlar. ​Sosyal medyada karşıma çıkan bir paylaşım tam da bu yaraya parmak basıyordu: Eski eşinin doğum gününde çocuklarıyla ona çiçek gönderen bir babanın hikayesi... Çevresindekiler "Neden hala hediye gönderiyorsun?" diye şaşırırken, o babanın verdiği cevap aslında hepimize bir insanlık, bir ebeveynlik dersi: "İleride kocaman birer adam olacak iki çocuğum var. Annelerine nasıl davranırsam, onlar da ileride eşlerine nasıl davranmaları gerektiğini öğrenecekler." ​Ne kadar doğru, değil mi? ​Toplum olarak boşanmayı hep bir "savaş", eski eşi ise "düşman" gibi görmeye o kadar kodlanmışız ki, medeni kalanları, çocuğunun geleceği için ortak bir paydada buluşanları hayretle izliyoruz. Oysa asıl hayret edilmesi gereken, bir zamanlar hayatı paylaştığın, çocuğunun diğer yarısı olan insana boşanma sonrasında nefret beslemektir. ​Boşanmış bir anne olarak her zaman şuna inandım: Bizlerin evlilik birliği bozulmuş olabilir, ama o çocuğun gözünde biz hala bir aileyiz. Aynı çatı altında uyumuyor oluşumuz, bir çocuğun hayatındaki güven kalesini yıkmamıza mazeret olamaz. Ayda bir kez de olsa bir araya gelip aynı masada yemek yiyebilmek, çocuğa "Biz senin için hala buradayız" diyebilmek, ona verilecek en büyük mirastır. ​Çocuklar bizim söylediklerimizi değil, ayak izlerimizi takip ederler. Biz birbirimizin
Gitmeni istiyorum…
Bir müddet ayrılalım... Bu aşk Ve iyiliğimiz için ey sevgilim... Bir müddet ayrılalım ... Çünkü beni daha fazla sevmeni Benden biraz nefret etmeni istiyorum... Elimizde olan ... Yaşadığımız değerli anıların hatırı için... Hâlâ dudaklarımızda nakışlı olan Hâlâ ellerimize kazılı olan... Bu muhteşem aşkın hatırı için... Bana yazdığın mektupların... Gül gibi içime dikilmiş yüzünün... Saçımda... parmaklarımda kalan aşkının hatırı için Anılarımızın Güzel hünümüzün ve tebessümümüzün... Sözlerimizden daha büyük Ve dudaklarımızdan daha büyük olan aşkımızın Hatırı için... Hayatımızdaki en güzel aşk hikâyesinin hatır için.. Gitmeni istiyorum... Sevgili olarak ayrılalım... Kuşlar da her mevsim... Tepelerden ayrılırlar... Güneş de ey sevgilim... Batmak üzereyken daha güzel olur Hayatımda bir şüphe ve bir azap ol ... Bir kez efsane... Bir kez serap ol...
Şiir
Bir çiçek bu kadar yolunurmuş ancak..
Ben sende yitirmişim bütün sevgilerimi Bir çiçek bu kadar yolunurmuş ancak Düşün, bir tekneyim denizden uzak Gurbete çekingen, sılaya unutkan Ben gidersem kimseye mendil sallamam Öyle mağrur, öyle gülünç ve sarsak Ahmet Erhan
Şiir
üzerine basa basa gezdiği bahçede, "çiçek kalmamış" diyenlerin çağı..
Reklam
Reklam