Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANH ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ​CENÂB-I HÜSEYİN'İN DOĞUMU ​Nûr neslini yürüten iki kolbaşından ilki Cenâb-ı Hasan'ın doğumundan on ay yirmi gün sonra ikinci Peygamber torunu Hazret-i Hüseyin dünyaya geldi. ​Allah'ın Arslanı ve Evliyalar Sultanı Hazret-i Ali'nin ikinci oğlu... ​Hicretin dördüncü senesi Şaban ayının beşinde, nûr şehri Medine'de bir hikmet goncası olarak açıldı... ​Cenâb-ı Hüseyin (radiallahu anh) o kadar parlak bir yüze sahipti ki, karanlık gecelerde etrafını nokta nokta aydınlatırdı. ​Allah'ın Resûlü buyuruyorlar: ​"Hüseyin benden ve ben Hüseyin'denim, Allahü Teâlâ Hüseyin'i seveni sever." ​Hazret-i Abbas'ın zevcesi Ümmü Fadl, bir gün Kâinatın Efendisinin huzuruna geldi: ​"Ey Allah'ın Resûlü," dedi, "ben gece bir rüya gördüm." ​"Nedir o gördüğün rüya?" ​"Çok şiddetli ve mihnetli bir rüya!" ​"Nedir o, söyle!" ​"(Ey Allah'ın Resûlü!) Senin cesedinden bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm." ​29 ​2. KÜNYELERİ ​HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) ​KÜNYELERİ ​Ebu Muhammed!.. Lâkapları; Takî, Seyyid ve Varis... Bu nesep nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali... Levlâke levlâk ufkunun nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali med (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyorlar: ​"Bu Hasan bendendir ve Hüseyin de Ali'dendir." ​Artık mini mini yavru büyüyor. Beşiğinin içinde etrafa nûrlar saçıyor. Ve çiçek çiçek gülüyor... Allah'ın Resûlü sık sık gidip bu güzel çiçeği kokluyorlar... ​İnsanlık hurisi derin ve ince Fâtıma (radiallahu anha), mini mini Hasan'ı tertemiz ellerine almış zıplatıyor. Ve mîr çocuğu şöyle diyerek seviyor: ​"Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e benzeyen, babası Ali'ye benzemeyen oğul!" ​Ve Nebiyyi Muhterem de bir gün mukaddes ellerini ulvîlik âlemlerine
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·92 syf.··
2026 99. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:47
Yüzlerce Çiçek Birden Açtı, baskı rejimlerinin bireylerin mutlu olma hakkını nasıl elinden aldığını idealizm teması üzerinden işleyen iki perdelik bir tiyatro eseridir.
Tiyatro Piyes
Yüzlerce Çiçek Birden AçtıTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202086 okunma
Yanlış Hesaplar Her Zaman Kötü mü Noktalanır?
9/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:25
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta. Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim. 2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı. 3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
1000Kitap
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
Beyaz Leke (Abartıldığı Kadar İyi Mi?)
Puan vermedi
Özellikle Wattpad camiasına dahil olan neredeyse her okurun duyduğu bir kitaptan bahsedeceğim: Beyaz Leke... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yorum eleştiri amacıyla yazıldığından kaynaklı bol bol spoiler içerecektir. Gerekli uyarılar yapıldığına göre yiyeceğim muhtemel linçleri göze alarak konuşmama başlıyorum. Öncelikle Beyaz Leke distopya türüne dahil olarak satışa sunulmuş bir kitap. Ana kadın karakterimizin ismi Eftalya Atalar, ana erkek karakterimizin ismi ise Tugay Demir Çeviker. Eftalya Atalar bir avukatken, Tugay ise bir örgüt lideri. Her şeyden önce beni rahatsız eden ve kurgudan uzaklaştıran şey kitabın distopya olarak pazarlanmasına rağmen daha çok bir aşk romanı özellikleri taşıması. Elbette bir roman diğer unsurların yanında aşk içerebilir ancak bu kitabı okurken sürekli aşk fazla ön planda tutulmuş ve tamamen bir aşk romanı haline gelmiş gibi hissettim. Mesela eğer bir kurgu distopya ise ben öncelikle detaylı işlenmiş bir distopik evren bekliyorum, bu kurgu ise bu isteğimi karşılamadı. Yazılmış bir baskıcı devlet vardı fakat bu evren detaylandırılmamıştı. Sadece arka planda baskıcı bir hükümet olduğu söyleniyordu. Tek detaylandırılan yer ada hapishanesinin içi ve krallıktan kişilerdi. Onlar da Tugay ile Eftalya aşkında dram yapabilmek içindi. Yani bir distopik kitap değil, dramatik aşk kurgusu gibiydi. Başka bir hoşuma gitmeyen şeyse yazarımızın Tugay'ı mükemmel ve kusursuz bir erkek karakter olarak yazmaya çalışırken Eftalya hariç herkesi arka planda bırakmasıydı. Ben bir kitap okurken o kitapta kendimi ana kadın karakter gibi değil de orada onları izleyen görünmez bir kişi gibi hissederim. Bu sebeple de hiçbir zaman bir romanı okurken sırf erkek karakter kadın karaktere iyi davranıyor diye onu sevmem. Bir erkek karakteri sevmem için sadece müstakbel
Eleştiri
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
Zekanın Ötesindeki Bir İnsan Hikayesi
10/10
·325 syf.··
2026 16. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:08
Daniel Keyes'in Algernon'a Çiçekler adlı romanı, ilk bakışta zekâ üzerine yazılmış bir hikâye gibi görünse de aslında insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulayan son derece dokunaklı bir eserdir. Romanın kahramanı Charlie Gordon, düşük zekâ seviyesine sahip bir bireydir. Çocuk yaşta ailesi tarafından terk edilmiş, hayatını bir fırında çalışarak sürdürmüş ve çevresindeki insanların çoğu tarafından küçümsenmiştir. Ancak Charlie'nin en dikkat çekici özelliği zekâsı değil; insanlara karşı duyduğu sevgi, öğrenme isteği ve bitmeyen umududur. O, daha zeki olursa insanların onu seveceğine, arkadaş edinebileceğine ve ailesini gururlandırabileceğine inanır. Charlie'nin deneysel bir ameliyatla üstün zekâlı bir bireye dönüşmesi, romanın asıl trajedisini ortaya çıkarır. Çünkü insanlar Charlie'nin zekâsını kazandığını görürler ama onun zaten bir insan olduğunu unuturlar. Daha önce onunla alay edenler, bu kez de zekâsından korkmaya başlar. Charlie, hayatının hiçbir döneminde tam anlamıyla kabul göremez. Düşük zekâlıyken küçümsenir, dahi olduğunda ise dışlanır. Böylece roman, insanların çoğu zaman bireyin kendisini değil, kendilerine hissettirdiklerini sevdiklerini gösterir. Kitabın en etkileyici yanlarından biri de Charlie ile Algernon arasındaki ilişkidir. Aynı deneyden geçen bir laboratuvar faresinin yaşadığı değişimler, Charlie'nin geleceğinin habercisi olur. Algernon'un bozulmaya başlayan zihinsel durumu, okura yaklaşan sonun ağırlığını hissettirir. Bu nedenle roman yalnızca bir yükseliş hikâyesi değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir düşüşün de hikâyesidir. Eserde beni en çok etkileyen bölümlerden biri Charlie'nin terapi sırasında yaşadığı mistik deneyimdir. Evrenle bütünleştiğini hissettiği, ışıklar, mağaralar ve lotus benzeri çiçek imgeleriyle anlatılan bu sahne, Charlie'nin
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma