Hayır Nastyenka, sizinle benim istediğimiz yaşama özgü o tatlı uyuşukluğu ne yapsın o? O bunun kötü, acınası bir yaşam olduğunu düşünür ve günün birinde o hazin çanın kendisi için de çalacağını, günün birinde bütün o düşlerle dolu yıllarını o acınası yaşamın bir günü için bile feda edebileceğini aklına bile getirmez; üstelik bunu mutluluğu uğruna, talihi uğruna da yapmayacaktır, kederin, pişmanlığın ve dizginlerinden kurtulmuş acının saati geldiğinde, seçme şansı olmayacaktır. Ama henüz o büyük an gelmemiştir. Hiçbir şey arzulamaz, çünkü o an bütün arzuların üzerindedir, çünkü her şey yanı başındadır, çünkü istediği her şeye fazlasıyla sahiptir, çünkü o kendi yaşamının sanatçısıdır ve eserine her an canının istediği süsü ekleyebilir. O masalsı, düşsel dünya da öyle kolay öyle doğallıkla ortaya çıkar ki!.. Sanki bütün bunlar serap değil de gerçektir. Cidden bazen bir anlığına da olsa bütün bu yaşamın duygusal kabarışlar, yanılsama, bir algı çarpılması değil, basbayağı gerçek, hakiki, canlı olduğuna inanmaya hazırdır.
Ama bence bu durum değişecek," dedi Wilbur. "Gençlerin yaşlılardan farklı olduğunu düşünüyorum. Cidden. Bence öyleyiz. Bir tek saçlarımız değil. Tüm bunların altında bir şey var bence. Sanırım biz büyüdüğümüzde dünya daha iyi bir yer olacak. Edebiyat öğretmenim devrimin yolda olduğunu düşünüyor."
"Bilmem ki," dedi Maggie. "Bence böyle düşünmek işimize geliyor. Ya da içsel bir devrim olacak. Kendimizi kabul etmeyi falan öğ-reneceğiz. Mesela, ne bileyim... ağaçlarla denizleri. Buraya gelmeyi sevmemin nedeni bana daha sahici gelmesi. Öteki hayvanlardan pek bir farkımız yok, sence de öyle değil mi?" Bir ördeği gösterdi. "Küçük ördekler anne babalarından daha iyi birer ördek mi oluyorlar? Ya ördek ördek, insan insansa ve zannettiğimiz kadar çok değişmiyorsak? Ördekler vakvaklamaya, insanlar bir şeylerden nefret etmeye devam ediyor işte.
"Neden öyle bakıyorsun?"
"Senin aptal aşıklara benzeyen halini görmek de çok zevkliymiş."
"Saçmalama. Aşık mı?"
"Aptal kısmına itiraz etmen gerekirdi. Belli ki cidden aşıksın."
"Kurbağaya dönüşecek cesareti bulmaya çalışan bir iribaştım ve sen de gölün kenarında oturmuş beni öpmeyi bekliyordun ,öyle mi ?Julian buna gülmüş . "Cidden mi, Orla ? "
Beyin aktivitesinin kaydedildiği araştırmalarda, yetişkinlerin aynı kararı gençlerden çok daha kısa sürede alabildiğini görüyoruz. Fazla düşünüp taşınmadan verilen bu kararların, genellikle "doğru" olduğunu, "Eh, bu saçları değirmende ağartmadık" cümlesi eşliğinde görebiliriz. Ucunda ölüm ya da cidden tehlikeli bir durum olduğunda, öyle bir olasılığı aklı başında hiçbir yetişkinin "gözü yemiyor". Yetişkinler özellikle zarar gelebilecek durumları, hiç kafalarını yormadan baştan redde-debiliyorlar.