Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim…
Puan vermedi·144 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Eve 'döner' insan hep... Kendi olamadığında da, kendi olduğunda da... Dünyanın yükünü sırtına aldığında da, yükü indirip kanat taktığında da... Yıkıldığında da, kalktığında da... Hatta italik durduğunda da... İnsanın dönebileceği tek yer vardır da; hep döndüğü yer hiç dönemediği yerse mesela, neresidir o yer? "Kapıyı çalma sevgilim evimizi yaktım." O yeri de yaktım. Gemileri karaya oturtup suları Ay'a bırakıp limanı da yaktım; yenisi inşa olana kadar... Bir yükü indiremeden bir yükü aldığım sırtıma bir yük daha aldım... Ondan da anladım. Yol nereye? İşte... Eve... Anlaşılmamış her kelimem, itelenmiş her susuşum heybemde; daha derin susuşlardayım, "Senin kapıların benim evime açılmaz artık." "Herkes kendi zalimini; elleriyle kendi yaratır." Unutma beni; hikâyenin tam neresinde yarattığını. "Tanrı seni, affetsin. Ben, mahşerde de dönüp bakmayacağım yüzüne." Ve sen vebal terazisinden düştüğünde dizlerinin üstüne, sorumlu olduğun iki çift gözün bakmadığından da Elif gibi emin olacağım. "Bir yangının ardından sadece küller kalmaz, yanmış olmak da kalır. Bunu, nerede söndürsün insan?" Hak ve haksızlık bandında, haksızlık çemberine takılı, evini bulamayan bir dönemden geçerken yaptığım okuma ile yaşadıklarıma dokunan cümlelere hissettiklerimi geçtikten sonra diyorum ki; instagramı mı kitaptan okudum yoksa kitabı mı instagramdan okudum karar veremedim. Sanırım reklamı çok iyi yapıldı kitabın. Dokunduğu duygular hepimizin hissettiği ya da hayat yolunda hissedebileceği duygular olsa da derinleştirilebilir ve geliştirilebilirdi diye düşünmekten kendimi alamadım. Yazarımızın emeğine sağlık diyelim. Yüreğimizdeki çocuk ve cebimizdeki revolver ile dilerim; Keyifli okumalar.
Edebiyat
Eve Döner İnsan HepAli Bayam · Hayykitap · 01,031 okunma
“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun. ⸻ Kitabın felsefi damarı Han, Hannah Arendt’in “vita activa” (eylem yaşamı) kavramına karşı, “vita contemplativa”yı (tefekkür yaşamı) yeniden hatırlatıyor.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçekten yandık :)
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 17:11
Selamlar dostlar. Öncelikle onu söylemek istiyorum ki bu kitap çok uzun zamandır neredeyse 1 yıldır okuma listemde. Çoğu takip ettiğim okurların ve içerik üreticilerinin bu kitabı sevdiğini görüyordum hep. Ama bir türlü elim gitmiyordu. Kapağı insanı kendine çeken muhtaşem bir tasarım olsada konusu ilgimi pek çekmiyordu. Ancak yakın zamanda hem sosyal medyada severek takip ettiğim hemde kitap zevki benimkine uyan Simten'in (Simten Çalışıyor) bu kitabı okuyup çok sevdiğini gördüm. Hem burdaki incelemesini okudum hem de instagramda ki güncel paylaşımlarına bakıyordum. İyi ki de o kitabı okumuş diyorum şu an hshshsjsh. Çünkü onun okuduğunu görmeseydim muhtemelen hala aklımın bir köşesinde saklı şekilde kalacaktı kitap. Ama onun sayesinde favori kitaplarıma bir kitap daha eklendi >3 Şimdi kitap hakkında yorumlarıma geçelim. İlk başta onu söyleyeyim ki fantastike yeni başlayanlar kesinlikle okusun bence. Cam şato ve ya dördüncü kanat gibi ağır bir fantastik yoktu içinde ama garip şekilde bu kitabı onlardan daha çok sevdim. Çünkü kitabı okurken aşırı eğlendim ve içimi hep sımsıcak tutdu. Halbuki içinde sadece ejderha ve biraz sihir barındırıyor. Aslında kitabı sevmemin nedenlerinden biride bu: aitlik hissi. Bana göre yazarın yazım dili çok güzel. İşlediği evren, karakterler arasında çekim, dialoglar hepsi çok güzeldi. Ve garip bir şekilde bana karlı bir günde pencere kenarında sıcak çikolatalı kahve içerek okuyormuşum gibi hissettirdi. Söylemek istediğim binevi ev gibi hissettirdi. Normalde cam şato serisini severim ama o kadar uzun seriyi okurken- buna bana dokunma serisi de dahil -bana hiç bu kadar duygular yaşatmadı. Ama bu kıcasık kitap ve hikaye bana kısa sürede dolu dolu duygular yaşatdı diye bilirim. Karakterlere gelicek olursak Zarela'yı çok sevdim ve onda bir parça
1000Kitap
Birlikte YanacağızIsabel Ibañez · Artemis Milenyum · 2023200 okunma
Puan vermedi·413 syf.··
2026 17. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 21:40
Ön bilgi içermez "İşin bir başı bir de sonu var, ortasında ise herkes kaderini yaşıyor." Sayfa 259 Bir yanda insani duyguları hiçe saymış bir sistem diğer yanda ise her şeye rağmen birbirine kol kanat germeye çalışan insanlar... Cengiz Aytmatov'un sevilen ve okunan kitaplarından biri olan Gün Olur Asra Bedel'de olaylar, bir tren istasyonunda çalışan Yedigey isimli köylü üzerinden ele alınıyor. Yedigey ve eşi Ukubala, zamanında bir başka köylü tarafından sevildiği ve korunmaya muhtaç olduğu için Boranlı'ya yerleştirilirler. Geçen yıllar Yedigey ve ailesini, yaşam şartları oldukça zor olan bu bölgeye alıştırır. Gel zaman git zaman Yedigey de tıpkı kendisine yapıldığı gibi başka bir çifte yardımcı olur ve onları Boranlı'ya yerleştirir. Bu öğretmen çift Abutalip ve Zarife'dir. Kitaptaki olaylar bu öğretmen çiftin köye gelmesiyle daha da derinleşir. Geçen zamanla birlikte Yedigey ve bu çiftin çocukları kaynaşır adeta kardeş gibi vakit geçirmeye başlarlar. Yedigey'in çocukları, bu öğretmen çiftten okuma yazma ve çeşitli oyunlar öğrenirler. Yedigey'in 2 kızı ve Abutalip'in 2 oğlu oldukça iyi anlaşır ve kaynaşırlar. Fakat bir gün öyle bir olay olur ki artık hiçbir şey yolunda gitmemeye başlar ve bu güzel günlerin üstüne adeta bir gölge düşer... Yaşanan bu yeni olayın üzerine olayların seyri tamamen değişir ve her şey beklenmedik bir şekil almaya başlar... Beğendim bir kitap olduğunu söyleyebilirim :) İyi okumalar :) Bu kitabın devamı veya içinde yer alması gereken bir bölümü olarak adlandırabileceğimiz Cengiz Han'a Küsen Bulut kitabını da önerdiğimi söyleyebilirim. İki kitabı art arda okuduğunuz zaman her şey daha açıklayıcı olacak. Gün Olur Asra Bedel Cengiz Aytmatov
1000Kitap
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Pandora'nın Kalbi -3
9/10
·527 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Pandora 'nın Kalbi -3 #dilarakeskin #indigokitap #okudumbitti #okuyucuyorumu Herkese selam Bu ay #polisiyesevenlerkulübü ile okuyacağımız gerilim türü için seçtiğim, dün okuyup bitirdiğim ve etkisinden çıkmakta zorlandığım #dilarakeskin 'in kaleminden yeni çıkan Pandora 'nın Kalbi serisinin üçüncü ve son kitabı "Pandora 'nın Kalbi-3" yorumuyla karşısındayım. Konusu: "Fırtına nihayet son buldu.Fakat ardında bıraktığı harabe karanlık bir uçurum. Güneş doğduğunda ve ay yükseldiğinde bir insan ölür, bir canavar doğar ve bir çift gri göz belirir. O gözler ki dehşet verir, korku salar, hayat damarından kan akıtr. Aras Dinçaslan’ınsa tek bir amacı vardır: Bu zalim gözlerin efendisi olmak ve hak ettiği taca ulaşmak. Peki tacı için yakılmadık toprak bırakmayan efendi, o tacı ne uğruna parçalara ayırmayı yeğlerdi? Güneşin ışıldadığı, kelebeklerin kanat çırptığı, kuşların en güzel ötüşlerini sergilediği fakat köşelerde sinsi gölgelerin dolaştığı bir hayale aldanan Elisa Yıldırım’ın ruhu artık Vera Nowak’a bağlıdır. Bir yabancının hayatında başrolü oynarken bilmediği şudur ki taç her zaman onun kalbinde saklıdır. Bir gün Çınar Aktunç o tacı parçaladığında Elisa’nın kalbinden geriye bir harabe bırakır. Fakat Çınar Aktunç, harabelerde çiçek büyütmeye alışıktır." Yorumu: Elisa 'nın başına daha kitabın en başında gelenler beni şok dalgasına sürükledi Zihnim olamaz diye çığlık atsa da Elisa'nın yaşadıkları gerçekti ve kocaman bir yalanın içinde yaşıyordu. Zihni bir canavarın kontrolündeydi ve o canavarın elinden ancak başta Çınar olmak üzere Duru, İdil ve Atalay kurtarabilirdi. O sahneye gelene kadar kaç kere yazar beni ters köşe yaptı anlatamam doğrusu. Özellikle de son sahnelerde heyecanım tavan yaptı Kimi üzüldüm kimi gerildim kimi şok oldum ama kazasız bir şekilde kitabı
Pandora’nın Kalbi 3Dilara Keskin · İndigo Kitap · 202532 okunma
Mucizeye Yolculuk-Bir Ruhun Uyanış Öyküsü
10/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 11:57
Gökhan Atış’ın “Mucizeye Yolculuk” adlı kitabı, sıradan bir otobiyografi olmanın çok ötesinde; derin bir spiritüel dönüşüm hikâyesi, bir modern zaman masalı ve aynı zamanda kimine göre ise bir çağrı. Nilüfer tohumunun çamurda uyanıp su üstünde açılması gibi, yazarın kendi hayatındaki karanlık dönemlerden ışığa doğru yükselişini anlatıyor. Kitap, denizcilik yıllarından zeytinli vadideki doğa yaşamına, oradan Hindistan’a doğru yeniden kanat açışa uzanan bir yolculuğu, üçüncü gözden, yüksek benlik bakışıyla aktarıyor. Hem gerçek hem kurgusal unsurları harmanlayan üslubuyla okuyucuyu hem tanık hem katılımcı kılıyor. Kitabın en güçlü yanı, samimiyeti ve cesareti. Gökhan, çocukluğundan itibaren taşıdığı derin yaraları (aile dinamikleri, babasıyla ilişkisi, toplumsal beklentiler, sistemin dayatmaları), gemilerdeki yalnızlık ve karanlık dönemleri, intihar düşünceleriyle yüzleştiği dipsiz kuyuları saklamadan anlatıyor. Bu açıklık, okuyucuda güçlü bir yankı uyandırıyor çünkü çoğu insan benzer gölgelerle boğuşuyor. Ancak yazar, bu acıları şikâyet malzemesi yapmıyor; aksine onları şifaya, bilince ve sevgiye dönüştürmenin araçları olarak sunuyor. “Yaralar; sevgiye, bilgeliğe, birliğe dönüştü” derken, bunu sadece söylemiyor, adım adım nasıl olduğunu gösteriyor. Denizcilik yılları, özellikle dokuz gemilik serüven, kitabın en çarpıcı bölümlerinden. Her gemi bir hayat evresi, bir ders, bir ölüm ve yeniden doğum gibi. Albatros’un kanat çırpışı, balinanın mesajı, Georgi’nin trajik vedası… Bunlar sadece anılar değil; evrensel semboller. Georgi’nin “Life is Joy” diyerek ışığa geçişi, okuyucunun boğazını düğümlüyor ve aynı zamanda umut aşılıyor. Yazar, kendi karanlığından geçtiği için başkalarının karanlığını görebiliyor ve onlara el uzatabiliyor; bu, kitabın en dokunaklı temalarından
Mucizeye Yolculuk IGökhan Atış · Sokak Kitapları Yayınları · 202516 okunma