8/10
·77 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Sadık Hidayet, okuduğum tek kitabı ‘Kör Baykuş’la en sevdiğim yazarlar arasına girebilmeyi beceren yetenekli yazarlardan benim için. Vejetaryenliğin Yararları, Hz. Ali’nin çok vurucu bir sözüyle başlıyor: “Midenizi hayvan mezarlığı yapmayın.” Hayatım boyunca kırmızı et yemekten nefret etmiş biri olarak, en sonunda bırakmıştım. İki yıl önceye kadar sadece tavuk göğsünü yerdim, onu da yemeyi bırakarak bir vejetaryen olmaya karar verdim. Kitabı asıl okuma nedenim şu: Çevrenizde özellikle Güneydoğu’da bir et yemeyen bireyseniz, işiniz oldukça zordur. Çünkü etsiz yemek yoktur; lokantalar ciğerci, kebapçı, dönercilerle çevirilidir. Üstelik, et tüketen kesimin size bakışı ve sarf ettiği şu sözler “bir insan et yemeyecekse ne yer yahu? Et yemiyor musun? Sen ağzının tadını bilmiyorsun.” canınızı sıkabiliyor ve verecek cevabım olsun diye alıp okudum kitabı. Hidayet, insanın aslında etçil değil, doğada hazır bulunan yiyeceklerden yararlanması gerektiğini ve doğasının buna bir kanıt oluşturduğunu savunuyor. İnsanın etçil olmadığını, sivri köpek dişlerden yoksun olması, avcılık için öldürücü tırnaklarının bulunmayışı, insanın otobur olduğunu kanıtlayacak kanıtlar şeklinde söz ediyor. Antropolojik verilere göre, ilkel çağ insanlarının dişlerinin kovuğunda et yerine bitkiler bulunmuştur. En şaşırtıcı bilgi de, insanın medeniyete(!) geçişinde et pişirmeyi öğrendikten sonra, dişlerde ortaya çıkan çürüme örneği oldukça ikna edici. Çünkü doğal ortamda yaşayan hayvanlar ve ilkel insanlarda bile çürük diş bulunmaz iken, evcil hayvanlar ve modern insanın diş çürüğü, ete karşı olan bedenin tepkisini gösteriyor. İnsanların maymun DNA’sına olan benzerliğine göre, bizler ‘öğütücü’ sınıfına gitmekteyiz ve doğanın sunduğu hazır yiyecekler, yani meyveler-sebzeler-bitkiler bizler içindir, diş
Vejetaryenliğin YararlarıSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 2018904 okunma
Vadideki Zambak Meselesi
8/10
·319 syf.··
2026 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 15:57
Toplanın gençler, Vadinin Zambağını inceliyoruz… Bazı kitaplar vardır, yavaş başlar… hatta insanın içinde “acaba?” diye bir ses yükselir. Ama sonra bir yerden yakalar seni, bırakmaz. İşte bu kitap da tam olarak öyleydi benim için. Başta ağır ağır akan o cümleler, bir süre sonra insanın içine işleyen bir duyguya dönüşüyor. Ve fark ediyorsun ki aslında o yavaşlık, anlatılan şeyin derinliğinden geliyor. Felix karakterine baktığımda içimde hep aynı düşünce dolaşıp durdu: Bu adam aslında annesinden görmediği sevgiyi Henri’ye yansıtıyor. Onun sevgisi saf mı, takıntı mı, yoksa eksik kalmış bir çocukluğun yankısı mı… bilmiyorum. Ama şunu çok net hissettim, bu duygu kolay kolay geçecek bir şey değil. Hani bazı yaralar vardır, kapanmaz; sadece insan onunla yaşamayı öğrenir… Felix de tam olarak öyle. “Ciğerci kedisi” benzetmesi ise zihnime kazındı resmen. O kadar yerinde, o kadar içe dokunan bir benzetme ki… Sonra bunun bir kedi maması markası olduğunu duyduğumda istemsizce güldüm. Ama yine de o benzetmenin içimde bıraktığı anlam hiç değişmedi. Bazen bir kelime, bir benzetme, koca bir karakteri anlatmaya yetiyor. Henri… Ah Henri… Onun yazdığı mektuplar, kendini geri çekişi, sevgisini bastırışı… Belki de en çok o etkiledi beni. Seviyorsun ama yaşamıyorsun. İçinde büyütüyorsun, ama dışarı taşırmıyorsun. Çocukları için, düzeni için, belki de toplum için… İnsan bazen en büyük fedakârlığı kendi kalbinden yapıyor. Henri de bunu yaptı. Ve o son… Henri’nin ölümü… İçimde bir boşluk bıraktı. Sanki o bastırdığı duygularla birlikte gitti. Söylenmemiş her şey, yaşanmamış her an, içinde sakladığı o sevgi… hepsi onunla birlikte sustu. Şunu da fark ettim bu kitapla birlikte: Klasikler boşuna klasik değil. Özellikle toplumun bir yarasına dokunuyorsa, bunu öyle bir anlatıyor ki… başka hiçbir
Alıntı
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
#okudumbitti# Puanım 10 üzerinden 10. Kitap adı: Geziyorum Yazar; Sevdiye Yeşil Dezcan Yayınevi: Siyah beyaz yayınevi Sayfa: 158 Kitap grubundan sevgili yazarımız Sevdiye Yeşil Dezcan hocamızım Geziyorum serisinin ilk kitabını bitirdim. Romanda gezimize ilk olarak aynı zamanda benim de annemin memleketi olan güzel Edirne'yle başlıyoruz. Annemle babamın burada tanışıp evliliğe ilk adımı attıkları o meşhur aşk hikayesini her zaman dinlerim. Edirne de yazarımızın da dediği gibi meşhur olan ciğer tava var. Ben de gittiğim zaman yemiştim ve tadına doyamamıştım. İkinci şehrimiz Osmaniye, burada da aynı Eskişehirde olduğu gibi Masal parkı var. Eskişehirden sonra gideceğim ilk durak burası olacak galiba. Osmaniye deyince akla ilk gelen sabun oluyor. Benim de okurken ilgimi en çok çeken sahneydi. Osmaniyeden sonra üçüncü durağımız kebabıyla meşhur ünlü şehir Adana'ya geçiyoruz. Adana da kebap yemek isteyenler olursa Ciğerci Mahmut var. Yazarımız orayı mutlaka tavsiye ediyor. Bir de üstüne olmazsa olmaz kadayıf yedin mi tadına doyum olmuyor Okurken hem hüzünlü hem de beni şok eden ise Hatay oldu. Hatay ülkemizde okuma oranı düşük olmasına rağmen ülkemizin en çok okuyan şehri. Depremden sonra o eski güzelliği kalmamış. Her yer enkazla dolu. Ölenlere Allah rahmet eylesin yaralılara da Allah şifa versin. O koca şehir şimdi yavaş yavaş da olsa yaralarını sarmaya başladı. Tabi her ne kadar iyileşmeye çalışsa o yara asla geçmiyor. Bedende ki yara gecer de ruhun yaralıysa inanın zor geçiyor. Hatay'ın bir de yağmurla ilgili çok ilginç bir özelliği varmış. Yağmur yağdı mı 40 gün yağıyormuş. Gezimize kaldığımız yerden İstanbul'la devam ediyoruz. İstanbul'da ise görülmesi gereken iki yer var.
Edebiyat & Roman
GeziyorumSevdiye Yeşil · Siyah Beyaz Yayınları · 202210 okunma
8/10
·256 syf.··
2025 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 23:02
"En büyük cihat nefs ile yapılan cihattır." Hadisi Şerif. Nefsine köle olmak yerine nefsini kendine köle eden Aziz Mahmud Hüdayi'nin bu yoldaki sınavını anlatıyor ENE yani BEN. Makam, zenginlik, şan şöhret gibi insana dünyayı sevdiren, ahireti unutturan tüm her şeyi bırakıp ciğerci olup nefsi ile mücadeleye girişen ve bu zorlu yolculuğu kazanıp Allah ile arasındaki her şeyi, herkesi kenara atan irade, kalp ve ruh terbiyesinin en özel örneği: Aziz Mahmud Hüdayi. Nefsini öldürmeden ölmeyen veli. Kitabı okuyunca kendimden utandım, nefsime nasıl direnemediğimi, onu ne çok dinlediğimi fark ettim. Nasıl hesap vereceğimi düşünüp ah ettim kendime. Hele ki son sayfalarda nefsin bize olan seslenişi ile gözlerimden yaşlar aktı ama sonra sevindim buna ne diyordu kitapta "Hüzünlenen insan Allah'ı hatırlar." Dünyanın geçici olduğunu, nefsine zor gelenin hakkında hayırlısı olduğunu, dünya sevgisinin olduğu kalpte Allah sevgisinin olmadığını vurucu sözlerle anlatan çarpıcı bir eserdi. Nefsimize kul köle olmak yerine onu Allah sevgimize kul köle etmeyi diliyorum.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2024 101. kitabı
Sosyoloji psikoloji ve ekonomi en güzel ne ile anlatılır diye sorsalar,bu soruya artık vereceğim cevap paradır.Hatta para daha fazlasını da anlatabilir;aşkları, iyiliği,hastalıkları vs. Roman,tam olarak bir paranın bir dönemi her açıdan anlatması üzerine kuruludur.Vezneden çıkıp insanlar arasında dolaşmaya başladığı an hikaye de başlar ve bu hikayede en çok paranın egemenliğindeki dünya görülür. 1932’de tefrika edilen roman,dönemin en küçük kâğıt parası olan 1 lira üzerinden,dönemin neredeyse her kesimini, insan ilişkilerini,sosyal hayatını,adetlerini,ekonomisini, yapılarını ve ciğerci,berber,çamaşırcı gibi mesleklerini aktarır.İlk olarak bir emeklinin cüzdanına giren para,adeta 1930’lu yılların olaylarının ve her kesiminin ve bu kesimlerin hayatlarının fotoğrafını çeker. Bazen rüşvetle,bazen haklı kazançla,bazen görevini tam yapmayan bir doktora verilmesiyle elden ele gezen bu 1 lira ile birçok hayata şahit olunur.Paranın insan üzerindeki etkisi vurgulanır.Romandaki bazı ayrıntılar çok büyük şeyleri anlatır. Örnek vereceğim: Bir emeklinin maaşıyla yapmak istedikleri ve yapamadıkları,hem anlatıldığı dönemdeki ülkenin ekonomisini hem de insanın para ile olan ilişkisini yansıtır.Bazen hayallere yetemeyecek kadar küçüktür,bazen bir ırgatın günlüğüdür,bir hastanın ilaç parasıdır,bazen karı koca arasında kavga sebebidir. Yazar,farklı sosyal katmanları bu 1 lira ile bir araya getirmiş olur.Tefeciden doktora, hayatını kurtarma çabasındaki bir çamaşırcı kızından emekliye,yasak ilişki yaşayandan kumarbaza,gündelikçi rençberden memura,imamdan poker oynayan müteahhide,her kesimden kişinin cebine giren 1 lira öyle şeylere şahit olur ki tedavülden kalkmak ister. Romanda kimler ve neler yoktur ki;para elden ele gezdikçe kumarhaneler, sokaklar,muayenehaneler,ofisler,varlıklı ve
Bir Liranın Başından GeçenlerKemal Ragıp · Vakıfbank Yayınları · 202333 okunma
Tamirci Kadir Bey
Puan vermedi·68 syf.··
2023 20. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2023 19:41
Kitabın başında ana karakter sandığım ciğerci Muammer Bey iddiacı, alıngan, çokbilmiş bir adamken asıl kahraman olduğunu sonradan anladığım kardeşi Kadir Bey çalışkan, arabulucu, mütevazı bir adam. Kardeşlerin hayata bakışları ve karakterleri birbirinin tam tersi ama kitabı güzel yapan özelliği de bu. Behiç Ak daha önce başka kitaplarını da okuyup hayran kaldığım, çok sevdiğim bir yazar ve bu kitapta da beni yanıltmadı. Yine çocukların severek okuyacağı, yetişkinlerin yüzünde tebessüme sebep olacak bir kitap. Kitapta tüm eski eşyaları tamir eden, onların hatıraları olduğunu, atılmayıp kullanılması gerektiğini düşünen Kadir Bey ve onun bu bakış açısı yüzünden işlerinin yolunda gitmemesinden şikayetçi olan beyaz eşyacı, mobilyacı, nalbur gibi kişilerin çatışması var. Herkes eşyalarını yenilemek isterken tüketim çılgınlığından, eşyanın ruhuna, birikim yapmaktan, kırık kalpleri onarmaya kadar pek çok konuda mesaj var. İnsanı düşünmeye sevk eden bu kitabı okuyup kapattığımda aklımda şöyle bir soru vardı: "Yenilememiz gereken eski eşyalarımız mı, kendimiz miyiz?"
Güneşi Bile Tamir Eden AdamBehiç Ak · Günışığı Kitaplığı · 20141,159 okunma