…Bunu da enine boyuna düşündü doktor, sonunda çok önemli olmadığına karar verdi. Yaşadığı her yeni günü bir mucize olarak görecekti kız… Ki, kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir.
Yaşamasını bilirseniz Tanrı da sizinle birlikte yaşar. Onun koyduğu riskleri göze alamazsanız, o Tanrı da uzak bir cennete çekilir ve yalnızca felsefi bir takım spekülasyonlara konu olur. Herkes biliyor bunu, ama hiç kimse ilk adımı atamıyor, belki de deli damgası yemekten korkuyorlar. Bizim en azından böyle bir korkumuz yok Eduart. Bizler Villete’te yaşamışlarız.
…Derken ruhu yeniden bir huzurla doldu, Veronika bir kez daha yıldızlı gökyüzüne ve odayı tatlı bir ışıkla dolduran sevgili yeniaya baktı. Bitimsizlikle sonsuzluğun el ele yürüdüğü izlenimini yaşadı yeniden: Yalnızca birine baksanız bile, örneğin sınırsız evrene; ötekini, hiç bitmeyen, hiç geçmeyen, hep şimdi olan ‘Zaman’ın varlığını da seziyorsunuz; yaşamın tüm gizleri hep burada. Koğuştan salona doğru yürüdüğü sırada öylesine katışıksız bir nefret duymuştu ki, artık yüreğinde hiçbir kin kalmamıştı. Yıllarca ruhunun derinliklerinde barındırdığı olumsuz duyguların su yüzüne çıkmasına izin vermişti sonunda. Onları gerçekten hissetmişti, artık gerekli değildiler, gidebilirlerdi.