Watsap durumda şöyle birşey okudum
"Belki sana hakkıyla ibadet edemiyorum ama vallahi direniyor, nefsimle savaşıyorum.Yardım et bana, Allah'ım."
Nedense bu dua bana iddialı geldi.Mütevazı bir üslupla söylenmesi kulluk edebine daha uygundur.
"Allah'ım, Sana hakkıyla ibadet edemediğimi biliyorum. Nefsimle mücadele etmeye çalışıyorum, fakat gücüm ancak Senin yardımınladır. Bana yardım et, beni nefsimin eline bırakma."
Veya:
"Allah'ım, kusurlarım çoktur. Sana layık bir kul olamıyorum. Beni nefsime karşı muzaffer kıl ve kulluğumu güzelleştir."
Tasavvuf büyükleri, amellerine güvenmekten çekinmişlerdir. Mücadele etseler bile "Ben savaşıyorum" demekten ziyade "Savaşmaya çalışıyorum, muvaffak eden Sensin" demeyi tercih etmişlerdir. Çünkü nefisle mücadelede başarı da gayret de nihayetinde Allah'ın tevfikiyle olur.
*﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾*
*"Sabır ve namazla yardım isteyin."*
Mümin, karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında ancak sabır ve namazla yardım ister. Bu ikisi arasında öyle güzel ve derin bir sır vardır ki, onu ancak tecrübe eden bilir. Tadan bilir, bilen de ondan bolca nasiplenir. O hâlde kullarına karşı son derece lütufkâr ve her şeyden haberdar olan Allah'ın şu ilahî yönlendirmesine uyun:
﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾
"Sabır ve namazla yardım isteyin."
Kul namazını ne kadar güzel kılar, kalbi ne kadar hazır bulunursa; ihtiyaç anında sabrı ve sebatı da o ölçüde güçlü olur. Müminin namazı onun aynasıdır. Bu yüzden kalplerinizi yoklayın. Çünkü sabır ve sebat, gafillerin değil, huşû sahibi kimselerin kalplerine iner.
Sözün özü şudur ki: Allah Teâlâ'ya doğru yürüyüş, hoşlanılmayan şeylerle çevrilidir; zorluklarla iç içedir; nefisle mücadele ve meşakkat üzerine kurulmuştur. Cihad, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, hakkı açıkça söylemek, dostluk ve düşmanlığı Allah için belirlemek.Bunların hiçbiri, kişinin nefsini zorlamadan, dizginlemeden ve onu kurtuluşunun bulunduğu yöne sevk etmeden gerçekleştirilemez.
Nihayet bu zorluklar, kulun içinde huzur ve mutluluk bulduğu sevgili şeylere dönüşür. Bu ise yüksek bir makamdır. Bazı insanların gayretleri ona ulaşmaktan geri kalırken, bazıları ona erişir. İşte bunlar, gerçekten "kor ateşi avuçlarında tutanlar"dır. İnsanların çoğu, hatta neredeyse tamamı, onları kınar.