10/10
·144 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:28
Kitapta ırkçılıkla dünyaya hükmedebilecek bir cihan devleti çıkamayacağına ,eğer bir cihan devletine tekrar erişmek istiyorsak ırkçılığı bırakıp sadece İslam'ın millet olgusu üzerinde toplamamız gerektiğine sadece ümmet fikri ile hareket etmemiz gerektiğine asıl olması gereken sahabe dönemindeki yaşamın örnek alınması gerektiğine değinilmiş sürükleyici ve anlaşılır bir kitap bir çırpıda okunuyor
Ulus Mu Ümmet Mi?İhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20266 okunma
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEM
Puan vermedi
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEMİN MEŞRUİYET ÜRETİMİ: ANTİK İMPARATORLUKLARDAN POST-SEKÜLER TÜRKİYE’YE BİR İKTİDAR ANALİZİ Din olgusu, insanlık tarihinin yalnızca metafizik ve aşkınlık eksenli bir fenomeni olarak değil; aynı zamanda siyasal egemenlik ilişkilerinin, ekonomik tahakküm biçimlerinin ve ideolojik hegemonya mekanizmalarının kurucu bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Tarihsel süreç içerisinde din, bireyin kutsalla kurduğu ontolojik ilişkinin ötesine taşınarak, devlet aygıtlarının meşruiyet üretiminde işlevsel bir aparat hâline dönüşmüştür. Bu bağlamda din, kimi zaman egemenliğin sembolik sermayesi, kimi zaman tahakkümün retorik zemini, kimi zaman ise ekonomik yeniden dağıtım ilişkilerinin kutsal referanslarla rasyonalize edilmesini sağlayan bir hegemonik diskur olarak tezahür etmiştir. Özellikle siyasal teoloji literatürünün işaret ettiği üzere, egemenlik ile kutsallık arasındaki ilişki tarihsel olarak birbirinden ayrıştırılamaz bir mahiyet taşımaktadır. Carl Schmitt’in “modern devlet kuramının bütün önemli kavramları dünyevileştirilmiş teolojik kavramlardır” önermesi, bu dönüşümün teorik çerçevesini sunmaktadır. Devlet, kutsalın dünyevî temsilcisi olarak kendisini aşkın bir otorite düzlemine yerleştirirken; din de siyasal iktidarın toplumsal rızayı üretme kapasitesini artıran bir ideolojik üstyapı unsuruna dönüşmektedir. Antik Yakın Doğu uygarlıklarında dinî söylem, modern dönemdeki ideolojik manipülasyon biçimlerinden farklı olarak daha çıplak bir iktidar pratiğinin metafizik çerçevesini oluşturuyordu. Yeni Asur İmparatorluğu , Ahameniş imparatorluğu ve Eski Mısır siyasal organizasyonlarında fetihlerin temel motivasyonu ekonomik artı-değerin denetimi, verimli tarım havzalarının kontrolü ve ticaret arterlerinin
Carl SchmittReinhard Mehring · Polity · 20131 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
FATİH SULTAN MEHMET HAN
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
95 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:53
Bu kitabı okurken ne düşündüm, diye sordum kendime. Düşmemek mi daha zor yoksa düşünce kalkabilmek mi? Eğer ki bu soruya cevabınız düşünce kalkabilmek daha zordur diyorsanız tamda doğru kitabı okuyorsunuz! Çünkü bir padişah için düşmek nedir desem aklıma tahttan indirilmek geliyor. Peki tahttan indirilip tekrar başa geçebilen kaç kişi var desem Fatih haricinde bir kişi daha.( 1. Mustafa iki defa tahttan indirildi) Bir padişahki babası ona tahtı 12 yaşında bırakıyor devlet adamları eliyle tahtından ediliyor yani düşüyor ve bu padişah kendinden öncekilerin hedefi kendinden sonrakilerin ise hayranlığını kazanmasını sağlayacak büyük bir işe "Ya ben Bizansı alırım ya Bizans beni " diyerek giriyor. Ben bu kitapta nelere şahit olmadım ki; Fatih' in Zeytinburnu sahilde yenilgiye sinirinden atını denize sürmesine, 67 gemiyi karadan yürütmesine, Trabzon seferindeki İslam için azmine, Otlukbeli'nde Tokat şehrinde yapılanların hesabını soruşuna şahit oldum.Ve bir geometri sorusunun çözümünü düşünür gibi bir şey belki de çok şey farkettim. Fatih Sultan Mehmet' in İstanbul'u alırken ki gayretleriyle tanıyanlar: Fatih' in 1204 Latin İstilası sonrası tahrip olmuş eski endamını kaybetmiş olan İstanbula, her fettettiği yerden bambaşka ırk, din ve coğrafyadan insanları iskan etmiş. Bambaşka ülkelerden sanatçıları, devrin en iyi alimlerini getirtmiş.En iyi eğitim kurumlarını kurmuş.Yani eğer ki Fatih'i İstanbul'u fethederken ki gayretleriyle tanıyorsan, İstanbul'u eğitim, bilim, sanat, mimari alanlarında zirveye getirirkenki gayretlerine sadece hayran hayran bakacaksın. Kitapta bu boyut bambaşka işlenmiş. Haydi İstanbul'un tarihi sokaklarında dolaşır gibi kitabın heyecanlı sayfalarında dolaşmaya başla.
Kayı 2: Cihan DevletiAhmet Şimşirgil · Timaş Yayınları · 20131,818 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 23. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 15:34
İlber Ortaylı, 1947 yılında doğmuş; Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla hem akademide hem de kamuoyunda saygın bir yer edinmiş, güçlü anlatımı ve geniş bilgi birikimiyle öne çıkan önemli bir tarihçidir. Dünya ve Anadolu tarihine adını altın harflerle yazdıran, “alınamaz” denilen İstanbul’u henüz 21 yaşında fethederek bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan, dünyanın en büyük komutanlarından Fatih Sultan Mehmed… İlber Ortaylı’nın “Doğu’nun ve Batı’nın Hükümdarı” olarak nitelendirdiği bu büyük şahsiyeti tüm yönleriyle ele aldığı eserini büyük bir keyifle okudum. Bu kitapta dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel, dini ve askeri tüm dinamiklerini ustaca işleyen Ortaylı Hoca, tarih anlatımını sıradan bir bilgi aktarımının ötesine taşıyarak son derece akıcı ve derinlikli bir üslup ortaya koyuyor. 15. yüzyılın ruhunu anlamak isteyenler için eser, yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda kapsamlı bir dönem analizidir. Bu dönüşümün en net ifadesi eserde şu sözlerle ortaya konur: “Fatih Sultan Mehmed devri, Doğu ve Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu'nun artık bir cihan devleti haline geldiği bir döneme tekabül eder. Bu dönemle birlikte Osmanlı, büyük güçler arasına katılmış ve artık dünya sahnesindeki diğer büyük devletler, kendi politikalarını Osmanlı'yı da dikkate alarak; birbirlerini izleyerek, dengeleyerek şekillendirmeye başlamışlardır.” “Coğrafya kaderdir” sözü meşhurdur; ancak Fatih Sultan Mehmed, bu kaderi yalnızca kabul eden değil, onu dönüştüren bir hükümdardır. Onunla birlikte Türkler yalnızca sınırlarını genişletmemiş; yönünü değiştirmiş, denizlere açılmış ve farklı coğrafyaların insanı haline gelmiştir. Bu yönüyle Fatih, yalnızca bir fetih sultanı değil, aynı zamanda bir dünya düzeni kurucusudur. Fâtih Sultan Mehmed İlber Ortaylı
1000Kitap
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025898 okunma
Puan vermedi·542 syf.··
2026 52. kitabı
Kendisinden sonraki bütün tarih araştırmalarına metod ve muhteva olarak kaynaklık etmiş bir baş eserdir. "Türkler, İslâmiyeti umumî ve millî din hâline getirince Altay dağlarından Akdeniz kıyılarına kadar Cihân-şümûl Selçuklu İmparatorluğunu kurmuşlardır. Bu suretle İslâm dünyasına hâkim olan, Yakın-Şark'ı ve husûsiyle Anadolu'yu Türkleştiren Selçuklular, İslâm dünyasına ırkî, siyâsî, iktisadî, içtimâ ve kültürel yeni müessese ve unsurlar getirerek İslâm medeniyetini çöküntüden kurtarıp ona taze bir kan ve hayatiyet vermişler; çeşitli kavim, din ve mezhepler arasında vücûda getirdikleri yeni nizâmı, meydana çıkan yeni devletler ile, dört asır sürdürmüşlerdir. Türkiye Tarihi'nin cihanşümul Osmanlı Devleti'nden önceki devresi...
Tarih
Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm MedeniyetiOsman Turan · Ötüken Neşriyat · 2021328 okunma
Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul'un Fethi, Kültürel Miraslar.
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 22:12
Fâtih Sultan Mehmed İlber Ortaylı Türk tarihinin ulu çınarı İlber Ortaylı’nın Fatih Sultan Mehmed kitabında yalnızca bir padişahı değil, çağının çok ilerisinde bir entelektüeli, stratejisti ve kültür insanını anlatıyor. Ortaylı'nın tarih anlatımındaki berraklık ve bilgi derinliği sayesinde, Fatih'i sadece İstanbul'u fetheden bir komutan olarak değil, çok yönlü bir lider olarak tanıyoruz. Kitap, Osmanlı'nın yükseliş dönemine ışık tutarken, dönemin siyasal dengelerini, eğitim anlayışını ve Fatih'in vizyonunu da anlaşılır bir dille aktarıyor. Fâtih Sultan Mehmed devri, Doğu ve Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu'nun artık bir cihan devleti haline geldiği bir döneme tekabül etmektedir. Kültürümüzü Batı'ya açanların başında gelir ve aynı şekilde oraların örf, âdet ve kültürlerinden de yeni renkler katmışlardır. Fâtih Sultan Mehmed, hiç taviz vermeyen, hiç ayrıntıyı unutmayan keskin bir zekâya ve fevkalade sert bir mizaca sahip, coğrafyayı ile bilen, zamanı doğru okuyan, starejik öngörüleri güçlü bir devlet adamıdır. İtalyanca, Yunanca, Arapça ve Farsçayı kendi ana dili gibi biliyor. Resim yapıyor ve şair bir hükümdardır. Devrin yazarları onu Büyük İskender, Hannibal ve Caesar'la karşılaştırıyor. Fâtih Sultan Mehmed'i tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse: "Doğu'nun ve Batı'nın efendisiydi. Fâtih Sultan Mehmed kitabı beğendiğim kitaplar dünyasında yerini aldı. Mutlaka okumalısınız!
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025898 okunma