Nuri Pakdil'in "Büyük Doğu" vesilesiyle tanıştığı üstad Necip Fazıl Kürek'e olan bitimsiz saygısı ve onun derin kavrayışına iştiyaklı yaklaşımı bütün hayatı boyunca devam etmiş, hatta kendi ifadesiyle, İstanbul'da otururken Üstad'ı Erenköy'deki evinde sık sık ziyarete gitmiş, sonra çok sıkı bir Necip Fazıl okuyucusu ve muhibbi olmuştur.
Oysa eğitim; çocuk için, insan için, ulus için sürekli ileri doğru, yapıcı bir devinimdir. Böyle olmalıdır aslına bakılırsa.
Yoksa Tufan; büyük, küçük demeden, herkesten parçalar düşürüyor, geriye inmeli bir yığın mı kalıyordu? "Zaman" da bu inmeli yığının tozlarını, mütemadiyen, çevreye serpiyor muydu?