Cihan Karakurt

Cihan Karakurt
@cihankarakurt
Yazar, Editör, Öykü | Mostar Dergisi GYY editor@cihankarakurt.com Kitaplar, dergiler ve bazı şeyler…
Yeterince...
Puan vermedi
Bazen, adının hoşumuza gitmesinden ya da kapağını beğendimizden dolayı aldığımız bir kitap, bizi usta bir yazarla tanıştırır. Ben de Osman Cihangir’i böyle tanıdım. Hikâyelerindeki samimi anlatım ve üslup ise beni diğer kitaplarına yönlendirdi. “Hiçbir Zaman Yeterince Deliremeyeceğiz” yazarın ilk öykü kitabı. Kitapta ilk göze çarpan şey biçimsel denemeler oluyor. Bu denemeler, gerçeküstü olaylardan oluşsa da kahramanların gayet sıradan görünümleri ve hikâye içindeki aksiyonları ile farklı bir boyuta ulaşıyor. Zaten okuru etkileyen şey de bu zıtlık: Akıldışı olay ve sakinlik. Hayali Japon arkadaşıyla konuşan ve ondan tavsiyeler alan; kardeşinin ölümü sonrası ejderhaya dönüşen; vinç operatörü bir lego adamıyla dostluk kuran; karnında bir adam besleyen ve her gece iskelete dönüşen kahramanlar size oldukça normal geliyor. Sakin bir anlatımın hâkim olduğu hikâyelerde yaşanan aksiyonlar da haliyle garipsenmiyor. Osman Cihangir’in kahramanları belirsizliği seviyor olsa gerek, hikâye boyunca en ufak bir ipucu vermeden okuru sonuna kadar sürüklüyor. Bu belirsizlik, çoğunlukla bir başkası tarafından anlatılanlar da dâhil tüm hikâyelerde sizi sonlanmasını istemediğiniz bir duyguyla karşı karşıya getiriyor. Siz de bunu memnuniyetle kabul ediyorsunuz. Kitabın kahramanları, genelde aile bireylerinden seçilmiş. Eş, çocuk, anne baba ve kardeş yaşanan olaylarda kilit rol oynarken bir o kadar da sessiz kalmayı becerebiliyorlar. Bu da anlatıyı daha cazibeli hale getiriyor. Yazarın bir diğer başarısı ise, okuru bir anda hikâyeden çekip çıkarması ve sonra kaldığı yerden devam etmesi. Peki, bunu nasıl yapıyor? Cihangir, durağan ama keyifli giden anlatımın içinde belki de alaka kuramayacağınız bir şey söylüyor ama o şey hikâye kurgusunun temelini oluşturuyor. Araya girdiği her an,
İnceleme
Hiçbir Zaman Yeterince DeliremeyeceğizOsman Cihangir · İz Yayıncılık · 2015126 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okunmalı.
9/10
·408 syf.··
2023 8. kitabı
Yazınsal eleştiri hakkında eserleri bulunan Harold Bloom Nasıl ve Neden Okumalıyız’da öykü, şiir, roman ve piyesler hakkında bilgiler verip o türde önde gelen yazarları kısaca tanıtıyor. Yazar ve şairlerin her birinin farklı ihtiyacı karşıladığını söylüyor. Yani örneğin öyküde Hemingwayci ya da Çehovcu olmanın bir anlam ifade etmediğini belirtiyor. Bununla birlikte bu türlerin nasıl okunması gerektiğine yönelik örnekler veren Bloom, okumanın yalnızlık sağlayan büyük bir keyif olduğunu ifade ediyor. Küçük ve keyifli bir okuma oldu benim için. Edebi türde okumalar yapacaksanız veya halihazırda yapıyorsanız bu kitabı tavsiye ediyorum.
İnceleme
Nasıl ve Neden Okumalıyız?Harold Bloom · Ketebe Yayınları · 202164 okunma
Mektupların Aradığı...
Puan vermedi
Ahlak Mektupları, Seneca'nın kaleme aldığı son eseri. Bilgelik edasıyla yazdığı bu kitap, insanın ihtiyaç duyduğu erdemler ve çözüme kavuşturamadığı sıkıntıları hakkında. Derin bir akıl, hoş bir sohbet ve dostane tavsiyelerin bulunduğu bu mektup toplamını Montaigne ve Shakespeare de baş ucu kitabı yapmış. Kitabı okuyunca, bilgeliğin sadece sözde değil, özde de olması gerektiğini anlıyoruz. Zaten ahlak da bu değil mi? *Örnek olsun diye şöyle bir pasaj bırakıyorum: “Ruhun için vakit ayırmak istersen, ya fakir olman ya da fakir gibi davranman gerek. Bilgeliğe erişmek için yapılan çalışma, azla yetinme öğrenilmeden sağlıklı olmaz. Azla yetinme de istekli bir fakirliktir. O halde, şu mahut bahaneleri kaldır ortadan artık!”
İnceleme
Ahlak MektuplarıSeneca · Jaguar Kitap · 20191,504 okunma
Kuyrukta Bekleyenlerin Hikâyeleri
10/10
Kurmaca yazarı, kendi dünyasından devşirdiklerini etkili bir şekilde okuyucusuna aktarabildiği sürece iyi bir yazardır. Çünkü hayal ürünlerini anlatmak ve okuru bunlara inandırmak oldukça zor. Bu yüzden sahicilik, yazarların olmazsa olmazıdır. Mehmet Erikli “Uzayan Kuyrukların Yasası” kitabında bu sahiciliği yakalamış bir yazar. Kitapta, farklı insan profilleri ve yaşam tarzları bizleri bekliyor. Toplumun bir kenara atıp görmezden geldiği kişilerden, kendi içindeki mücadelesinde bir başına olanlara; çeşitli olaylara karışıp hayatı uçlarda yaşayanlardan, nankörlük sınavından kalan ve konuşan kedilere kadar birçok hikâye okuyoruz. Hikâyeler birbirinden ayrı, fakat hepsinin ortak bir mesajı var: Bunlar hayatın gerçekleri… Üç hikâye kitabının ardından çıkan “Uzayan Kuyrukların Yasası”, yaklaşım yönüyle de kuvvetli bir eser. Yazar, bunu ilk hikâyede fark ettiriyor ve okuru tutmayı başarıyor. Erikli, “Yüz Elli Kilo Kâğıt Kaç Kestaneli Pasta Eder?” derken, bir kâğıt toplayıcısının yaşantısını anlatıyor. Aslında çok usta bir anlatıcıdan fotoğraf yorumu dinliyoruz da diyebilirim. Hikâyede, yoksulluktan evine ekmek götüremeyen insanların bulundukları durumu biraz mizahi biraz da iğneler nitelikte anlatan yazar, toplumun problemlerini bir kenara bırakıp her gün karşılaşılan fakat göz ardı edilen insanlarına ayna tutuyor. “Ne düne kafa yoruyordu, ne de yarına…” Bu giriş cümlesi her şeyi özetliyor zaten. Çünkü Ekrem, bir filozof olmamasına rağmen iyi bir düşünür, gayet fakir olsa da cömert, başka bir ihtimali olmadığı durumlarda da hayli vurdumduymaz bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Tek derdi, o gün kâğıt toplayıp toplayamayacağı… Ekrem, hayat felsefesi olarak “Beterin beteri var” sözünü benimseyen, zenginlerin yaşamını görmezden gelip sadece yaptığı işin hakkını vermeye
İnceleme
Uzayan Kuyrukların YasasıMehmet Erikli · Eşik Yayıncılık · 201631 okunma

Cihan Karakurt

, bir kitap okudu
9/10
·408 syf.··
2023 8. kitabı
Harold Bloom
6.9/10 · 64 okunma