Sen hayatı akışına bırakacak biri değilsin. Sen bir Amerikalı değilsin, bir İsveçli değilsin; sen bir Türk kadınısın. Hayatını yarın bir gün bir başkasının vicdanına, sevgisine ya da merhametine bağlayamazsın. Kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğreneceksin. Çünkü güçlü olmak bir seçenek değil, bazen zorunluluktur.Önce kendi oksijen maskeni takacaksın. Kendini kurtarmadan ne aileni, ne sevdiklerini, ne de ülkeni ayağa kaldırabilirsin. İnsanlar buna bencillik diyecek. Varsın desinler. Sen teşekkür edip yoluna devam edeceksin. Çünkü sen mutlu olmadan, huzurlu olmadan kimseyi gerçekten mutlu edemezsin.Kendini değiştirmek için başkalarının onayını beklemeyeceksin. Oranla buranla oynamayacaksın, kendini başkalarının istediği kalıba sokmaya çalışmayacaksın. Bir düzen kuracaksın; disiplinli olmayı, kendi hayatının sorumluluğunu almayı öğreneceksin. Yorulsan da vazgeçmeyeceksin.“İç” diyecekler, “Bir kere dene” diyecekler, “Herkes yapıyor” diyecekler. Ama istemiyorsan hayır demeyi bileceksin. O “hayır” kelimesi bazen insanın kendine duyduğu saygıdır. Her şeye evet demek olgunluk değil, sınır koyabilmektir.
Yarın bir gün yalnız kaldığında seni ayakta tutacak şey başkaları olmayacak; karakterin, emeğin ve kendine verdiğin değer olacak. İnsanlar gelir gider, şartlar değişir, ama sen kendine sahip çıkmayı öğrenirsen kolay kolay yıkılmazsın. Güçlü olmak duvar gibi olmak değildir; düştüğünde kalkmayı bilmektir.
Unutma, kimse senin hayatını senin yerine yaşamayacak. Bu yüzden önce kendine sahip çıkacaksın. Kendini küçümsemeyecek, kimsenin seni ezmesine izin vermeyeceksin. Çünkü güçlü bir kadın, önce kendisini korumayı öğrenen kadındır.