İyi geceler
Dünyanın gösterişli hâlleri, yapmacık çıkarcı insanları çekmiyor dikkatimi. Bana bir parça, yüreği güzel samimi insan lazım.
Hayata Dair
Çıkarcı …
En tehlikeli insan tipi, yalnızlığı geçene kadar sizinle olan, sonrasında kendi yoluna bakan insan tipidir.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dünyanın gösterişli halleri, yapmacık çıkarcı insanları çekmiyor dikkatimi. Bana bir parça, yüreği güzel, samimi insan lazım. Maksim Gorki
yahudi meselesi
Yahudi kavmi kuranda lanetlenmiş peygamber katillerinden teşekkül bir topluluktur. Ellerinden hiç bir iş gelmez bu korkak topluluk ahlaksız ve çıkarcı inançları sayesinde tefecilik yapabilmiş ve hızlıca zenginleşmiştir. Milletlerin sırtına yapışan bu asalak sülük onların kurumlarına ve şirketlerine sızar o ulusu mutlak yozlaşmaya mâhkum eder. Bu soyu anasından devam edenler topluluğu, kendilerini dünyanın merkezi görmekte, kendi peygamberleri Tanrıyla güreşte onu yenmekte, onlar Tanrının seçtiğiyken diğer tüm halklar ise onlara hizmet etmeli erkekleri köle kadınları cariye olmalıdır. Ve yine onları çok seven Tanrıları onlara devasa topraklar vad etmektedir. Biz, ahlaki olarak gelişmiş dürüst uluslar insan hakları gibi kavramları geliştirdik. Onların şeriatları ise bir memleketi ele geçirdiklerin de tüm erkekleri katletmektedir. İnsandan aşağı olan bizlere karşı ise merhametleri yoktur. Tehlikede burada başlar çünkü bu kavim sadece evini savunan masum biri değildir, Tanrıları onlara devasa araziler vad ederken bu onları mutlak bir emperyalizme matuf eder. Ve benim Yurdumda onların arazisi içindedir(!) Bu da gösteriyor ki Yahudiyle aramda Tanrısal bir kan kavgası vardır, yüzlerce yıldır yurdum olan yer güya onların istila edilmiş topraklarıdır.Ve onu seven, onunla ortak olan, onunla çıkar birliği olan kimsenin cephedeki yahudiden farkı yoktur! Kurşun ister namludan, ister borsadan, ister gönülden gelsin ciheti aynıdır! Düşmanım aynıdır! Lanetullahi aleyh
Din
Kimse kendini kötü biri olarak görmez
😇 İnsan zihni bazen eski bir tiyatro sahnesine benzer. Dekor değişir, ışık değişir, oyuncular değişir; ama oyunun özü aynı kalır. İnsan da çoğu zaman yaptığı şeyi değiştirmeden önce yaptığı şeyin hikâyesini değiştirir. Çünkü insanın kendini tamamen ‘zalim’, ‘bencil‘ ya da ‘vicdansız‘ biri olarak taşıması kolay değildir. Ruh, kendine bakabildiği görüntüyü korumak ister. Bu yüzden insan başkalarına söylediği yalanlardan çok, kendine anlattığı hikâyelerle yaşar. Birini kırdığında bunu ‘dürüstlük’ olarak anlatır. İnsan kullanmaya ‘hayatın gerçeği’, küçümsemeye ‘eleştirel düşünce’, acımasızlığa ise ‘güçlü karakter’ adını verebilir. Çünkü insan çoğu zaman davranışını değiştirmeden önce davranışının ahlaki anlamını değiştirir. Belki de insan ruhunun en ilginç taraflarından biri budur. İnsan her zaman gerçeği inkâr etmez. Bazen yalnızca gerçeğin adını değiştirir. İlk bakışta küçük görünen bu değişiklikler aslında insanın vicdanıyla kurduğu ilişkinin merkezinde durur. Çünkü insanın en uzun ilişkisi başkalarıyla değil, kendisiyle yaşadığı ilişkidir. İnsan geceleri yatağa başını koyduğunda yanında kalan şey başarıları, ilişkileri ya da toplumsal statüsü değil; kendisi hakkında kurduğu hikâyedir. O hikâye bozulduğunda insanın iç dengesi de sarsılmaya başlar. Vicdanın dili İnsan neden kendini sürekli haklı hissetme ihtiyacı duyar? Çünkü benlik algısı yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda varoluşsal bir meseledir. İnsan kendisini kötü biri olarak gördüğünde yalnızca davranışı değil, bütün kimliği tehdit altında hisseder. Bu yüzden zihin savunmalar üretir. Bahaneler çoğu zaman başkalarını kandırmak için değil, içerideki düzeni korumak için kurulur. __Albert Bandura’nın tarif ettiği ‘ahlaki çözülme mekanizması‘ tam da burada ortaya çıkar. İnsan
Makale|Yazı
Gün gelir hayat tecrübelerinle birlikte farkındalığın da artar. Yüzleri, niyetleri, sözleri ince ince geçirirsin akıl süzgecinden. Ve işte o gün şu dünyanın ne kadar acımasız, insanların ne kadar çıkarcı ve aslında senin de ne kadar yalnız olduğunu anlarsın..
Duygu ve Düşünce