İyi eğitilmiş, idealist ve vatansever öğretmenler ülkenin eğitiminin temel taşıdır. Bunu iyi bilen ancak ülkenin cehaletini isteyen çıkarcı ya da maşa iktidarlar, öğretmenin kalitesini ve itibarını düşürmek isteyecek, emeğinin karşılığını vermeyecek, veliyi haklı, öğretmeni haksız bulacağı, öğrenciyi değil öğretmeni sorgulayacağı bir sistem getirecek.
..."Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum," söylemi değerini yitirecek, öğretmenler mesleğini yapabilmek için sisteme kölelik etmek zorunda kalacak.
...Hayal kırıklığının ne kadar yıpratıcı olduğunu layığıyla yaşadığım için biliyorum. Umarım yanılırım... Çünkü kaybeden sadece eğitim sistemi olmayacak, kaybeden Türk halkı olacak.
‘’Hinduların Ganj Nehrinin sularında kenndilerini arındırmaları gibi yıllar sonra Hıristiyanlar, Kudüs yakınındaki bu nehirde arınmaya çalışıyorlardı. Oysa kutsallık yüklenen sularda arınmaya Tanrı’nın inanacağını beklemek büyük bir yanılsamaydı. Çünkü Tanrı’ya yakarmak için bu tür törenlere hiç gerek yoktu. Tanrı samimi bütün dilekleri, içten yakarışları duyardı. Tanrı çıkarcı ibadetleri, gösterişli tapınmaları sevmezdi. İnsanlık sadece vaftiz olarak tüm günahlarından arınmış olsaydı, yeryüzündeki nehirlerde, okyanuslarda yer kalmazdı. Bay Deist, ‘’Vicdan arınmadıkça, beden arınmaz!’’ dedi.’’
Takdir Edilmeyi Beklemek ve Takdir Etmek Çıkarcı Bir Yaklaşımdır
Varlık çıkarı için genel yararı yok sayarak tutarsızlığı da takdir edebilir.
Bir varlığın değerini gösteren dikkat çekici özellikler şunlardır;
Düşüncelerinde, duygularında ve tutumunda tutarlılık varsa o varlığın güzelliği o derece artar. Takdir görüp görmemek popüler dünyada önemli olabilir. Yalnız takdir beklemek veya göstermek değerli değildir.
Çünkü önemli değerli anlamına gelmez.
Düşünceler, duygular ve tutumlar değerlendirme konusudur. Maddi güç ve eşyalardan çok daha değerlidir. Güç öncelikli baskın bir tutum ötekilere cazip gelme sebebi o güçten mahrum edilmiş olmalarıdır. Oysa bu gücü hissettirecek bir güce sahip olmak bile utanç verici bir sonuçtur.
Mana ve madde dengesi ile yaşam değerini ve değerlerini korur.
Dengeyi madde güç üstünlüğü ve imtiyazlı üretmek ve korumak anlayışını beklemekten yana kullanan her niyet çürür ve çürütür.
Her zorluk her varlığı güzelleştirmeyebilir. Yaşadıklarından dersler çıkartan ve bilgelik üreten varlıktan bundan rahatsızlık duyanlar da ki yansıması bir öfke gibi gelir. Oysa algı yanılgısı böyle his ve düşünce üretir.
Bakış açısı bakış acısı her an nefsi niyetine uygun her varlığın yönünü değiştirir.
Varlık düzeyine göre nefsi niyetine uygun yenilgi görme sebebi bu doyumsuz tutumudur.
Yaşamın içinde üretilmiş hiçbir dayatma doğal değildir. Doğal olmayan dünyanın hakikati değildir. Yaşanan gerçek ne olurda olsun hakikati gerçeğe satan ne kadar çok olursa olsun sonuç değişmez.
Doğasına uygun hakikat her varlık için her çağda tektir.
Hakikat sevgiyi yaşatan ahlak demektir.
Sevgiyi yaşatan etik ahlak anlayışı din değildir.
Din ve inanç her varlığa göre farklı sapkın yollar misyoner çabalar sonucu gösterebilir. Yalnız gücü hakikati değiştirmeye
— Birine şampanya çıkaracağını söylemişsin, hepsi koşup gelmiş... Biliriz böylelerini. (Yakın geçmişteki kendi durumunu hatırlamış olacak, neredeyse öfkeyle ekledi:) Onlara bir “ıslık çal”, yeter...
kuşkusuz esas değişim, Berna Moran’ın da
işaret ettiği gibi milliyetçi vurgunun güçlendiği sonraki yıllarda gerçekleşir.
Peyami Safa’nın Sözde Kızlarının Behiçiyle birlikte sömürücü
burjuva sınıfıyla özdeşleştirilecek, tecrübesiz budaladan yalancı
ve sahtekâr, bencil ve çıkarcı, okumuş ve tehlikeli haine dönüşecektir züppe.