Sude Nas Bayrakcı

Sude Nas Bayrakcı

, bir kitap okudu
10/10
·80 syf.·
2026 7. kitabı
Cengiz Aytmatov
7.7/10 · 44,5bin okunma
Görürken âbdan pîrâhen içre âteş-i nâbı Harâbât ehlini mümkin mi inkâr eylemek âdem Bahâyî câmdan seyreyledim dünyâyı ser-tâ-pâ Yine sâgardan özge bulmadım hiç bir dil-i hurrem
Her şeye yeni bir bakış getirilir ama postmodernizmde yeni, "new" anlamıyla bulunmaz; "neo" anlamıyla bulunur. NeoMuhafazakarlık, Neo-Osmanlıcılık, Neo-Nazilik, Neo-liberalizm, Neo-Realizm vb. Hemen her şeyin önüne bir "neo" konulabilir. Ortada olmayan tek şey "yeni" dir. Neo ise ölü-söylemlerin taklididir. Neo ile başlayan her terim geçmişin boş bir parodisi olarak vardır. Aslında hiç olmamış bir geçmişin bire bir kopyası olarak, yani "benzeşim" [simulacrum] olarak vardır. Bu durum, hemen her alanda derinliksizlik/ sığlık durumudur. Tarihsel bir sürece ait olma hissinin ve beraberinde öznelliğin bitimiyle ortaya çıkmıştır.
Sayfa 209·Kitabı okuyor
İnsanlık bugün her şeyi "-mış gibi" yaşamaktadır. Humanistmiş gibi, demokratikmiş gibi, Somali'de açlıktan ölenlere üzülürmüş gibi, adalet varmış gibi, kendi seçimleriyle kararlar alırmış gibi, küresel ısınma konusunda hassasmış gibi, Tanrı ölmemiş gibi yaşamaktayız. Tüm duygular sahteleşmiş durumda. Bu durum böyleyken romanların geneli de "romanmış gibi" yazılan, basılan ve okunan şeylere dönüşmez mi? İnsan bile kendi müsveddesiyle, insanımsı olanla yer değiştirmişse, roman da romanımsıyla yer değiştirmiş olamaz mı?
Tüm dünyamızı kelimeler ele geçirmiş durumda. Ama hep aynı kelimeler: Newspeak! Kelimeler ve anime edilmiş imgeler sarmalında kelimelerle gülüyor, kelimelerle ağlıyoruz ve gerçeklik etkisini artırmak için "emoticon"lar kullanıp ağlayan surat filan yapıyoruz. İmgeler bizim yerimize sırıtıyor, kızıyor ve mimiklerimizin yerini alıyor. Oysa ne gülüşlerimiz gerçek ne de gözyaşlarımız. Bedenler arasında kablolar var artık. Eve, ofise gitgide daha çok hapsoluyoruz. Bilgisayar ortamında eş arıyor, sevişiyor, aşık oluyoruz. Macera ruhumuz ise internette sörf yapmaktan ibaret. Romancı neyi anlatıyordu? Bireyin zaman/uzam bağlamında tarihsel/politik yaşam savaşını, anlamını, diğer bireylerle ve gerçeklikle kurduğu ilişkileri, yalnızlığını, düşünsel/ruhsal deneyimlerini. .. Şimdi ne anlatacak? Bugün? Yarın? Yaşamın kendisi yaşamın bir kopyası olmuşsa, gerçeklik yerini benzeşime bırakmışsa ve zaten temsili yaşamlar yaşıyorsak, yaşamımızı kapitalist sistem kurguluyorsa, roman temsilin temsilini mi yapacak? Son 50 yıldır bunu yapageldiğini söyleyebiliriz. Ancak bu kaynaktan beslenme işi de artık bir klişeye dönmekte.
Sayfa 194·Kitabı okuyor