Sude Nas Bayrakcı

Ağrı Dağı Efsanesi
10/10
·124 syf.··
2025 30. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 02:19
Bir çoban, at, paşa, sofi, hatun etrafında şekillenen bir eser. Zaten eserin özetini orada burada her yerde görebilirsiniz, bu sebeple ona değinmeye gerek görmesem de Ağrı Dağı Efsanesi tiyatrosuna gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kitabı okurken zihninize, tiyatroyu izlerken kulağınıza gelen dengbejler ve ona eşlik eden kavalların bize ulaştırdığı Ağrı Dağı’nın öfkesini dinleyin.. Yaşar Kemal’in muhteşem betimlemeleriyle, Türkçeyi olabilecek en iyi şekilde kullanımı ve dilimize kattığı sözcüklerle edebiyata kazandırmış olduğu harika bir eser. Okuması ayrı, izlemesi ayrı keyifliydi. Yaşar Kemal Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Reklam
İyiler Hikâyeleriyle Yaşarlar
9/10
·152 syf.··
2025 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kutlu’nun İyiler Ölmez adlı eseri, beş farklı ana karakterin hikâyeleri üzerinden bize kaybolmaya yüz tutmuş bazı insani değerleri yeniden hatırlatıyor. Sıtkı, Civan, Fotoğrafçı Sarhoş Mustafa, Doktor ve diğer karakterler; aynı mahallede yaşayan, çoğu yetim ya da öksüz, hayatın yükünü sırtlamış ama yine de iyilikten ve samimiyetten vazgeçmemiş insanlar. Kitap beş bölümden oluşuyor ve her bölümde farklı bir karakterin hikâyesi öne çıkıyor. Ancak bu hikâyeler birbirinden kopuk değil. Mahalle aynı mahalle, insanlar aynı insanlar. Böylece her bölümde tanıdık bir yüz görmek, okuru adeta o mahallede yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Bu bağlantı bana göre eserin en güçlü yönlerinden biri. Karakterlerin hepsi halktan ve genellikle iyi niyetli. Hayatın zorluklarına rağmen birbirlerine sahip çıkıyor, cesurca davranıyor, gerektiğinde bir başkasını savunuyorlar. En çok Doktor ve Sıtkı karakteri içime dokundu. Doktor’un insanlara faydalı olma çabası, iyi niyeti ve tertemiz kalbi beni özellikle etkiledi. Kitabın anlatımı biraz masalsı. Bazı olaylar, gerçek dünyada belki de bu kadar kusursuz iyilikle karşılık bulmazdı. Bu, yer yer okuru gerçeklikten koparıyor ama bir yandan da insana huzur veriyor. Sanki “Dünya böyle olsa ne güzel olurdu” dedirtiyor. Kitabın sonunda karakterlerin türbelerinin yapılması, halk arasında evliya sayılmaları, bu masalsı havayı daha da derinleştiriyor. Sonu hüzünlü ama bir o kadar da iç rahatlatıcı. Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise yetenekli insanların değer görmemesi meselesi. Kutlu, bu hikâyelerde yetenekli insanların hor görülmesini, toplumda hak ettikleri karşılığı bulamamasını sade ama etkili bir dille yansıtıyor. Bu da kitaba düşündürücü bir katman ekliyor. İyiler Ölmez, samimi, sıcak ve biraz da imkânsız görünen bir dünyayı anlatıyor.
Hikaye-Öykü
İyiler ÖlmezMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20166,6bin okunma
Yavaş akan bir hüzün
Puan vermedi·104 syf.··
2025 10. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 22:25
Demir Özlü – Tatlı Bir Eylül Demir Özlü’nün Tatlı Bir Eylül adlı uzun öyküsü, bir şehir anlatısından çok bir ruh hali anlatısı gibi. Kitap boyunca Özlü, Fransa, Almanya ve İstanbul üçgeninde gezen bir melankoliyi, sanki bir şehrengiz yazar gibi detaylara boğarak anlatıyor. Beyoğlu, Karaköy gibi semtler birer fon olmaktan çıkıp hikâyenin bir parçası hâline geliyor; şehir, anlatıcının ruh hâliyle iç içe geçiyor. Fakat bu betimleme yoğunluğu zaman zaman okuyucuyu sıkabiliyor. Özellikle şehir anlatılarının ayrıntılarında kaybolmak istemeyenler için tempoyu yavaşlatan bir anlatım var. Sadece mekânlar değil, yazarın cinsellik anlatımı da fazlasıyla doğrudan ve bazen gereksiz ayrıntılara giriyor gibi hissettiriyor. Hayatın içinden şeylerin edebiyatta yer alması doğal elbette, fakat burada pornografiye yaklaşan bir fazlalık olduğu hissediliyor. Dil bakımından Özlü’nün anlatımı hem hafif hem de ağır. Kulağa paradoksal gelebilir ama okurken bazen yalın bir dille karşılaşıyor, bazen de anlam katmanlarını çözmek için çaba harcıyorsunuz. Ki yalın dille karşılaştığınız bölümler de kendini hızlıca okutturuyor, bitmesin hissi uyandırıyor. Yazarın hüzünlü atmosferi, kitabın başından sonuna kadar hissediliyor ve belki de en başarılı olduğu nokta bu. Melankolik bir anlatı okumak isteyenler için doyurucu olabilir ama hareketli bir hikâye arayanları zorlayabilir. Sonuç olarak, Tatlı Bir Eylül derinlikli, kasvetli, betimlemeleriyle ağır ama atmosferiyle güçlü bir öykü. Eğer şehirleri edebiyatın bir karakteri gibi görmeyi seviyorsanız, okunabilecek bir kitap ancak yoğun tasvirlerin bir o kadar sizi boğmayacağının garantisini veremem. Keyifli okumalar dilerim. Tatlı Bir Eylül Demir Özlü
Roman
Tatlı Bir EylülDemir Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202267 okunma
Güven Turan - Dalyan İncelemesi
7/10
·224 syf.··
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 00:24
Dalyan Güven Turan Kitap aşksız bir birlikteliğin konusunu işliyor. Adı olmayan bir adamın gözünden anlatılıyor her şey. Kadının ismi ise Penelope. Kokusu bile olmayan, yabancı ve gölge gibi bir kadın Penelope. Geçmişi sır tutan, başkalarının geçmişini öğrenmeye de isteği olmayan bir kadın. Kitap boyunca anlayamıyoruz Penelope’nin kim olduğunu. İsimsiz kahramanımızda sık sık şu soruyu soruyor gerek içinde gerek dışına “Kimsin sen Penelope?” İki tarafta geçmişlerini eksik ve belirsiz, kopuk şekilde aktarıyor birbirine. Tek bildiğimiz ikisinin de tek olduğu. Her açıdan “yalnız” bireyler olmaları yer yer bizi çok etkiliyor ve monologlarına dair düşüncelere daldırabiliyor. Aralarında yine yer yer görebildiğimiz tutkuları onları bağlayan şeylerden biri. “Hayır, yaşamının o çizgisine gitmemeli. Geçmişi kurcalamamak. Geçmişi irdeleyen sözcüklere, anıştırmalara da yer vermemeli…En iyisi kapatmak. Gizlemek. Örtmek.” (S.11-12) “Eskiden anlatırdı geçmişini, şimdiyse kendisinden hiç söz etmemeyi yeğliyor. Herkes onu, o andaki kişiliğiyle, o andaki ilişki içinde tanımalı” (s.18) Bir ilişki varsa bile ortada bir aşk olmadığına eminiz bu kitapta. Kahramanımızın usundan geçen geçmiş ilişkileri onu prangalamış ve bundan kurtulamıyor. Ara ara ya Gülay ya da Elçin dönüyor usunda. Onlarla Penelope’yi karşılaştırıyor. Ancak bu karşılaştırmalar ve anımsamalar da çok zamansız. “Aramalı onu. Arayamaz. Aradan geçen süre engeller bunu. Kaçmanın hiçbir anlamı olmamasına karşın. İnançlarının tepkisiyle kesip attığı bir ilişki, uzun bir süre geçmesine karşın yeniden anımsatıyor işte.” Kitap 10 bölümden oluşmakla beraber her bölüm diğerinin bıraktığı yerden devam ediyor izlenimi de pek uyandırmıyor. Genellikle araya günler, haftalar girdiğini görerek bir zaman atlamasıyla karşılaşıyoruz.
Roman
DalyanGüven Turan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20210 okunma
Köpek Kalbi
8/10
·144 syf.··
2025 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 19:09
Her köpek gibi yemeğe, uykuya ve kedileri avlamaya düşkün bir köpeğin sokaktaki sıradan ve yine her köpek gibi olan durumu ile başlıyor roman. Ancak bu başlangıçta dahi romanda içine hapseden ve sürükleyen bir duygu seziyorsunuz. Sanıyorum ki yazarın bir köpeğin iç sesini yansıtabilmesindeki başarısından kaynaklı bu durum. Önce besleyip onu keyfince yaşatan profesör ve hekimlerin bir süre sonra ismi Şarik olan bu köpeği ameliyat masasına yatırdıklarını görüyoruz. Ardından hipofiz bezi ve er bezleri bir insanınkiyle değiştirilen bir köpeğin insan formuna girme ve insana ait düşüncelerle yetilere ulaşmasını okuyoruz. Bu nokta da şunu düşünüyoruz aslında: İnsanı, arzularının kölesi haline getiren şey bir kalp değil de yalnızca cinsel dürtüleri ve hipofiz bezi mi? Yine bu düşünce ise tanıtımda şöyle geçiyor: “İnsanı insanı yapan kalbi midir yoksa beyni mi?”. Kitabın tanıtım yazısında da yazan “mümkün müydü peki insanın kusurlu doğasını düzeltmek” düşüncesiyle baş başa bırakıyor bizi yazar aslında. Bu düşünce etrafında şekillenen roman da Sovyet Rusya’da ideal insan kavramına ışık tutuyor. İnsanlaşmış köpek bir kimlik, isim, iş ve mevki sahibi olabiliyor, onun varlık biçimini değiştiren doktora karşı çıkabiliyor, onu çıldırtabiliyor, kadınlarla vakit geçirebiliyor ancak ne ironiktir ki kedileri avlama sevdasından vazgeçemiyor hatta sırf bu yüzden Kedileri Temizleme Birimine müdür bile oluyor. Bu açıdan mizahi noktalar ve nükteler vardı romanda diyebiliriz. Köpek Kalbi Mihail Bulgakov Bulgakov tıp bölümünden mezundur ve eserde de bu bilgi birikimlerin izleriyle rahatlıkla karşılaşıyoruz. Döneminin insan anlayışını profesör ve köpek ağzıyla yeren Bulgakov’un bu eserini, kısa olup hızlı okunabilmesiyle ve bizi okurken düşünmeye sevk etmesiyle oldukça başarılı buldum, ayrıca eser
Roman
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Parodi Yayınları · 202225,7bin okunma
Reklam