Mustafa Kutlu’nun İyiler Ölmez adlı eseri, beş farklı ana karakterin hikâyeleri üzerinden bize kaybolmaya yüz tutmuş bazı insani değerleri yeniden hatırlatıyor. Sıtkı, Civan, Fotoğrafçı Sarhoş Mustafa, Doktor ve diğer karakterler; aynı mahallede yaşayan, çoğu yetim ya da öksüz, hayatın yükünü sırtlamış ama yine de iyilikten ve samimiyetten vazgeçmemiş insanlar.
Kitap beş bölümden oluşuyor ve her bölümde farklı bir karakterin hikâyesi öne çıkıyor. Ancak bu hikâyeler birbirinden kopuk değil. Mahalle aynı mahalle, insanlar aynı insanlar. Böylece her bölümde tanıdık bir yüz görmek, okuru adeta o mahallede yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Bu bağlantı bana göre eserin en güçlü yönlerinden biri.
Karakterlerin hepsi halktan ve genellikle iyi niyetli. Hayatın zorluklarına rağmen birbirlerine sahip çıkıyor, cesurca davranıyor, gerektiğinde bir başkasını savunuyorlar. En çok Doktor ve Sıtkı karakteri içime dokundu. Doktor’un insanlara faydalı olma çabası, iyi niyeti ve tertemiz kalbi beni özellikle etkiledi.
Kitabın anlatımı biraz masalsı. Bazı olaylar, gerçek dünyada belki de bu kadar kusursuz iyilikle karşılık bulmazdı. Bu, yer yer okuru gerçeklikten koparıyor ama bir yandan da insana huzur veriyor. Sanki “Dünya böyle olsa ne güzel olurdu” dedirtiyor. Kitabın sonunda karakterlerin türbelerinin yapılması, halk arasında evliya sayılmaları, bu masalsı havayı daha da derinleştiriyor. Sonu hüzünlü ama bir o kadar da iç rahatlatıcı.
Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise yetenekli insanların değer görmemesi meselesi. Kutlu, bu hikâyelerde yetenekli insanların hor görülmesini, toplumda hak ettikleri karşılığı bulamamasını sade ama etkili bir dille yansıtıyor. Bu da kitaba düşündürücü bir katman ekliyor.
İyiler Ölmez, samimi, sıcak ve biraz da imkânsız görünen bir dünyayı anlatıyor.