‘’Hinduların Ganj Nehrinin sularında kenndilerini arındırmaları gibi yıllar sonra Hıristiyanlar, Kudüs yakınındaki bu nehirde arınmaya çalışıyorlardı. Oysa kutsallık yüklenen sularda arınmaya Tanrı’nın inanacağını beklemek büyük bir yanılsamaydı. Çünkü Tanrı’ya yakarmak için bu tür törenlere hiç gerek yoktu. Tanrı samimi bütün dilekleri, içten yakarışları duyardı. Tanrı çıkarcı ibadetleri, gösterişli tapınmaları sevmezdi. İnsanlık sadece vaftiz olarak tüm günahlarından arınmış olsaydı, yeryüzündeki nehirlerde, okyanuslarda yer kalmazdı. Bay Deist, ‘’Vicdan arınmadıkça, beden arınmaz!’’ dedi.’’