Yolcu olmayanla yola çıkılmaz, yola yazıktır. Halden anlamayanla sohbet edilmez, dile yazıktır. Kıymet bilmeyene gönül verilmez, kalbe yazıktır. Vefası olmayana dost denilmez, ömre yazıktır... İnsan bazen yanlış insanlarla zaman kaybettiğine üzülür çünkü; insanı aslında yoran yol değil, yanlış yol arkadaşıdır.
1000Kitap
Kırk haramiler mi ? Robin hood mu ?
Bölüm 1 Otobüsün içi bir fırın; ter ve egzoz dumanı birbirine karışmış, herkes bir yerlere tutunmaya çalışıyor. Kartımı cihazın üzerine uzatıyorum: "Yetersiz bakiye." Makinenin o soğuk, mekanik sesi içimi cız ettiriyor. Arkamdaki adam sabırsızca homurdanıyor, sanki dünyanın merkezi onun varması gereken yer. Kulaklıklarımda bambaşka bir dünya dönüyor; Ali Baba ve Kırk Haramiler çalıyor, neden bu şarkı zihnimde yankılanıyor hiçbir fikrim yok, sanki bu sıkışık otobüsün arka plan müziği gibi her şeyi daha da absürtleştiriyor. Bölüm 2 Tam o sırada, arka koltuktan bir bebeğin tiz, keskin ağlama sesi her şeyi bastırıyor. Yanımda ayakta duran yaşlı amca, nasırlı elleriyle tutunduğu demirden hafifçe bana doğru dönüyor; "Neredensin sen?" diye soruyor. Soru, otobüsün o boğucu havasından daha ağır, daha katmanlı. Ben kimim ki? Arka koltukta oturup herkesi izleyen, hayatın tüm o "bakiye yetersizliği" uyarılarına rağmen bir sonraki durağı bekleyen o yolcu muyum? Zihnimin tam ortasına o şarjlı soru düşüyor: Robin Hood bir kahraman mıydı gerçekten? Ali Baba ve Kırk Haramiler çalarken, asıl soruyu kendime soruyorum: Ganimetleri haramiler mi alırdı, yoksa Robin Hood mu? Belki de bu otobüsün içinde, kimin kimi "aldığı" bile belli olmayan bir kaostayız. Kapanış 🤝 Otobüs ani bir sarsıntıyla kalkıyor, herkes bir o yana bir bu yana savruluyor. Kulaklıktaki melodi devam ediyor, amca hâlâ cevap bekler gibi bakıyor, bebek ağlıyor. Eve gidiyorum; hayatın tüm bu küçük kaoslarının, yetersiz bakiyelerin ve beklenmedik soruların içinde, kendi rotamı mı çiziyorum yoksa sadece durakları mı sayıyorum? (Bu otobüsün havası gerçekten çok ağır, ama zihnimdeki o şarkı ve Robin Hood ikilemi sanki her şeyi daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.)
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne yazık onuda kaybettik ....
Hep yanındayım diyerek başlar , sevdiğini dile getiren insanlar ne gariptir ki en çokta onları aradığında bulamazsın .Sadece tek tarafın çabası ile çıkılmaz hiç bir yola ya yolda kalırsın ya yolundan saparsın . Bazen uzaklardan sarılır insan insana bir selamı ile yada sen öyle sanırsın bilemiyorum ama öğrendiğim birşey var ki menfaati bitenin muhabbetide bitiyor ...
Yıkılır köprüler yıkılmaz değil Yakılır gemiler yakılmaz değil Yusuf'san kuyudan çıkılmaz değil Bu kara günlerden çıkılmaz değil
ikna edilmişlerle yola çıkılmaz,yola, inanmışlarla çıkılır.
Alıntı
ROBOTOS
Bu kitap Robotos’ un hikayesini anlatıyor. Robotos kendi galaksisinde ya da diğer adıyla hapishanesinde dört kardeşi , anne ve babası ile küçük şirin bir evde yaşardı. Bizimki kendi galaksisinde pek sevilmezdi ,sebebinide hiçbir zaman anlamadı. Sanki bütün evren ona karşı gibi geliyordu, elini neye atsa her şey ve herkes tam karşısına geçip gerçekleştirmesine izin vermiyordu. Bu durum onun yakasına yapışmış bir kara leke gibi gitmiyor ve dahası sürekli üstüne eklenip işin içinden çıkılmaz bir hal almasına sebep oluyor. Robotos sırasıyla ilk okul ve orta okulu tamamladı ve hayatında dönüm noktası olan liseye geçiş yaptı.
Alıntı