Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·168 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:50
Derin bir kitap diyebiliriz.. Bankada çalışan bir memurun tasarruf diye işten çıkarılması ve yerini birinin alınması iş bulamaması ve arkadaşı Hamdi Bey ile karşılaşması konuşmaları ve Hamdi Bey'in arkadaşına yüksekten bakıp iş uydurması küçük düşmesi ama işsiz olduğu için boynunun bükülmesi.. Çalışacağı odadaki çalışma arkadaşı Almanca mütercimi Raif beyle tanışması.. Raif Bey'in içine kapalı sessiz ailesine düşkün bir aile babası olduğunu düşünmesi ama sonrasında Raif Bey'in yaşadığı yer ailesi ve değersizleştirmesi, sessizliği üzer.. Kendine yakın görür aileyi tanır Raif beye üzülür içten içe.. Raif Bey daha sonrasında hastalığı dolayısıyla gidemeyeceği için iş yerinden kendine ait eşyaları getirmesini rica eder. Eşyalarının arasında bir defter bulur merak eder ama okumaz. Raif Bey odada bulunan sobaya atmasını ve yakmasını ister o defteri ama defteri yakmaya gönlü el vermez merak eder ve rica eder Raif beyden bugünlük bende kalsa yarın gözünüzün önünde söz veriyorum bu sobaya atacağım diye.. Raif Bey kabul eder sizde kalsın der.. Ve Raif Bey'in yazdığı kadarıyla hikayesini okumaya başlar. Raif bey içine kapalı bir çocukluk ve gençlik geçirmiş hep hayallerle yaşamış Babasının okumasını istemesiyle İstanbul'a oradan da iş için işi öğrenmesi için sabun fabrikaları için Almanya'ya gider. Orada bir müddet gezer müze, sergiler derken bir gün sergide kitabında hikayesi olan Kürk Mantolu Madonna resmini görür o resimdeki kadının bakışı, duruşu ve o derinlik onu derinden etkiler. Sürekli gitmeye başlar gezinmeye çalışsa da sergide kendini o resmin önünden ayrılamaz halde bulur. Orada birinin gelip resme neden bu kadar dikkatli baktığını sorması üzerine annesine benzettiğini söyler ve utanır bu hadiseden sonra bir daha sergiye gitmez cesaret edemez Sonra bir gün yolda
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,4bin okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 427. kitabı
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (As Intermitências da Morte), Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun felsefi derinliği ve kara mizahı harmanladığı, insanlığın en büyük arzularından biri olan ölümsüzlüğü sarsıcı bir paradigmaya dönüştüren dahi işi bir romanıdır. Kendine has noktalama işaretleri içermeyen, kesintisiz ve akıcı anlatımıyla tanınan yazar, bu eserinde de toplumsal ve kurumsal refleksleri harika bir alegoriyle eleştirir. Hikaye, adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak günü itibariyle artık hiç kimsenin ölmemesiyle başlar. Kazalar, ağır hastalıklar ve yaşlılık devam etmekte, insanlar ölümün kıyısına kadar gelmekte ama bir türlü son nefeslerini verememektedir. Başlangıçta bu durum büyük bir coşku ve ebedi hayatın zaferi olarak kutlansa da, çok geçmeden madalyonun diğer yüzü açığa çıkar. Nüfus durmaksızın artarken hastaneler, huzurevleri ve bakım evleri dolup taşar; cenaze levazımatçıları iflasın eşiğine gelir, kilise ölüm olmadan dirilişin ve inancın bir anlamı kalmadığını fark ederek büyük bir kriz yaşar ve devletin emeklilik sistemi çöker. Ölümsüzlük, insanlık için bir ödülden ziyade, içinden çıkılmaz kaotik bir kabusa dönüşür. Romanın ikinci yarısında ise olaylar yön değiştirir ve bizzat Ölüm’ün kendisi bir karakter olarak devreye girer. Bir kadın formuna bürünen Ölüm, insanlara bir mektupla grevine son verdiğini ancak artık daha insancıl bir yöntem uygulayacağını duyurur: Herkese öleceği günü bir hafta önceden mor bir zarfla bildirecektir. Bu durum yeni bir toplumsal histeri yaratırken, Ölüm’ün gönderdiği mektuplardan biri, sıradan bir çelliste her seferinde geri iade edilerek ulaşılamaz. Ölüm, mektubu teslim edemediği bu adamı merak ederek insan dünyasına iner ve hikaye tamamen farklı, sanatsal ve duygusal bir boyuta evrilir. José Saramago, Ölüm Bir
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
McEwan nasıl bir son öyle …
7/10
·372 syf.··
2026 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:56
Muhteşem bir son. Katmanlı bir anlatı. Psikolojik derinliği olan “nasıl kandırıldığımızın” , “ nasıl kullanıldığımızın” gerçekçiliğin yalnızca başkalarının “egemen gücün” bize sunduğu kadar olduğu bir dünya anlatıda geçenler. Neredeyse her şey için bir planları programları var . Bir casusluk romanı mı ; hayır. Peki bir aşk hikayesi mi ;hayır. Bir kandırılış, uyutuluş, yönlendirme -provoke edilme- sürekli propagandaya maruz kalma anlatısı mı ; evet. Kurgu ile gerçeklik arasında nasıl bir ilişki var, kurguyu kurgulayanlar gerçeklikle böyle oynarken başa çıkılmaz bir kötülükle insanı nasıl karşı karşıya bırakıyorlar. Not: Bir Parmak Bal ;sakin , akıp giden, merak ettiren ama Ian Mcewan’ın o bilindik yoğunluğuna sahip olmayan bir eser ama yazarın bunu özellikle tercih ettiğini düşünüyorum. ( sona koysam okumazsınız) Eleştiri: Anlatı içinde yazarların hikayelerine yer vermesi hacimsel katkıda bulunsa da metne güç katmış hissiyatı vermedi. Sonuç: Sırlar vardır, saklanmalı mı, ne kadarı açığa vurulmalı, aşk işin insan kendinden, sırlarından vazgeçebilir mi? Yakından tanıdığını düşünsen de bir acaba koymalı mı ? Selametle
1000Kitap
Bir Parmak BalIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2014156 okunma
Görünmeyen Üniversite
10/10
·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:22
"Görünmeyen üniversite" kitabı salt bir kitap olmayıp hacimce küçük içerdiği anlam ve derinlik itibariyle ciltlerce kitabın anlatamadığı mevzuları az ve öz ve kısa anlatımıyla sıkmadan yormadan anlatıyor. 1960'larda Anadoludaki her kesimden insanı kendine hayran bırakan Hocaların Hocası Mehmet Zahid kotku Hazretlerinin tasavvuf ahlakını üslubunu ve hizmetlerini anlatıyor. Yazar, mürşidi ile tanışmasıni da ele alıp sonraki süreçte tasavvufta yaşadığı bazı durumları kısa vecih sözlerle bize aktarıyor. Bütün bunları anlatırken günümüz insanının "Modern Dünya" içindeki teknik gelişmelerle beraber nasıl kaybolduğunu, eşyaya nasıl esir düştüğünü dile getiriyor. İnsanın modern dünyanın esiri olmaktan ancak peygamberin izinden giderek kurtulabilecegini ifade ederken bizi peygambere götürecek Görünmeyen üniversitelere ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Görünmeyen üniversiteler insanı çağın aglarindan bağlarından kurtarıp güzel ahlak sahibi olmaya davet eder. Adeta insanın elinden tutarlar. O gizli bir el,manevi bir eldir. Onu çoğu kez göremezsiniz ancak gönlünüzde kalbinizde hissedersiniz.onlar kalbinize dokunur,kalbiniz üzerinde iz bırakır. Onlarsız yola çıkılmaz, çıkılamaz. Onlar her çağda olduğu gibi bu çağın da iz sürücüleridir.Yoldan çıkmış,Yolunu kaybetmiş maddi ve manevi hastalıklara duçar olmuş bu çağın insanına Görünmeyen üniversiteler birer sığınak, durak, hatta hayatın merkezi olmuşlardır.Onlar yeryüzünün kandillerdir. Birer pusuladir. Yazar, bütün bunların farkında olup o büyük zatları bize tanıtmak istemiştir. En büyük zenginlik insanın kalbinin sükunet içinde olması çağın kirinden arinmasidir. İşte onlar sizi çağın ağından, kirinden kurtarıp sizi kendinize getirirler, nefes almanızı sağlarlar. Size nefes olurlar. Modern çağda nefessiz kalan maddi ve manevi hastalıklara
Görünmeyen ÜniversiteErsin Nazif Gürdoğan · İz Yayıncılık · 201990 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 33. kitabı
Eden Fox, ressamlık kariyerinde önemli bir dönemece yaklaşırken eşi Harrison ile birlikte İngiltere’nin sahil kasabalarından birinde yeni bir hayata başlamıştır. Bir gün akşam koşusundan döndüğünde ise hayatı altüst olur: Evinin kapısı açılmaz, anahtarı işe yaramaz. Zili çaldığında kapıyı açan kadın kendi kıyafetlerini, yüzüğünü ve hatta kendi kimliğini taşımaktadır. Daha da kötüsü, Harrison bu yabancı kadının gerçek eşi olduğunu söyler. Öte yandan hikâye, Birdy adında gizemli bir kadının anlatımıyla iç içe ilerler. Birdy’nin geçmişinde çözülmemiş sırlar, aile bağları ve ölüm fikriyle ilgili rahatsız edici durumlar vardır. Zaman ilerledikçe iki kadının hikâyeleri kesişmeye başlar. Karakterler, geçmiş olaylar ve farklı bakış açıları devreye girdikçe dikkati artırmak gerekiyor. Çünkü bir noktada olaylar içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Finali gereksiz katmanlı ve akla pek yatkın değil. Kitaba yılın en kusursuz psikolojik gerilimi beklentisiyle başlarsanız hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz. Sayfaları hızla çevirip kafanızı dağıtacağınız, bol şüphe, bol sır içeren, sürükleyici bir gizem kitabı arayışındaysanız keyif alabilme ihtimaliniz yüksek. Feeney’le öldürmez-güldürmez ilişkimiz hız kesmeden devam ediyor. Kitaba dönelim; kaostan beslenen biri olarak, seviyorum ben böyle antun kuntin kaotik kurguları, yapacak bir şey yok. Ancak benim keyif almam, şiddetle tavsiye edeceğim anlamına gelmez. Yadsınamaz bir gerçek var; mantığın bittiği noktada devreye Alice Feeney girer. Yazarın diğer kitaplarından alışkın olduğumuz genel tavrı da bu; bir noktada şalteri indirir ve çözüme bodoslama dalar. Haliyle beyinler yanar. Yani beklentinizi yazarın potansiyeline göre ayarlamanızda fayda var. Zira ummadığınız taş itinayla başınıza çorap örebilir. Benden söylemesi..
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026100 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Roman, bir taşra kasabasındaki hastanede geçiyor. Başhekim Yefimıç Ragin; kasabanın bunaltıcı ortamından, cehaletten ve hastanenin imkânsızlıklarından bunalmış, kendisini aydın gören bir kişidir. Kasabanın, hastanenin ve orada yaşayan insanların sorunlarının farkındadır; ancak değişim için hiçbir girişimde bulunmaz. Bana göre 'aydınlar topluma yol göstermelidir' fikri, kitabın temelidir. Hastanede akıl hastası olarak yatan ancak aslında akli dengesi yerinde olan İvan Dmitriç Gromov ise; toplumdaki adaletsizliği, ikiyüzlülüğü ve acıyı, herkesin normal kabul ettiğini kabullenemeyen biridir. Sistemin içinde var olamadığı için delilik adı altında toplumun dışına atılmıştır. İkili arasında geçen konuşmalar iki felsefenin çarpışmasıdır: Kabullenme ve gerçeklik. Ragin, sistemin bozuk olduğunu fark edip eleştirmeye başladığı anda deli damgası yer ve toplum dışına, yani kendi hastanesinin koğuşuna akıl hastası olarak atılır. Okuması biraz zorlayıcı; ben ikinci bir kitap okurken ara vererek okudum. Yazar, sonunda içinden çıkılmaz bir paradoks ile okuyucuları baş başa bırakıyor: Bence temel soru şu; aydınlar, sonunda ceza veya dışlanma olan böyle bir yapıya karşı nasıl mücadele edebilir?
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma