Yoldan geçen birine tercihi sorulsa, ben olmaktansa, pırıltıyla jelatinlenmiş bulaşık deterjanı yahut on ikilik kartona hapsedilmiş yumurta olmayı seçebilirdi.
O öyle deyince, kalbim odun sobasına atılmış plastik oyuncak gibi eriyivermişti. İncinmiş, kırılmış, yarı yolda bırakıldığımı hissetmiştim. Gücenmemiş gibi davranmaya çalışmıştım yine de.