Sosyal medyadan aşk çıkmaz. Nokta. Çünkü orada olan şey insan değil, insanın seçilmiş hali. Gerçek değil, ayıklanmış görüntü. Kimse orada olduğu gibi durmaz; herkes biraz daha düzgün, biraz daha kabul edilebilir, biraz daha “beğenilir” halini koyar ortaya. Sonra insanlar o kurgulara bakıp gerçek bir şey bulduğunu sanır. Bulduğu şeyin kendisi bile değildir aslında.
Ben buna sevgi demiyorum. Bu, boşluğu doldurma alışkanlığı. Gerçek bir insanla karşılaşmanın ağırlığına girmemek için kurulmuş kısa yol. Çünkü gerçek insan yorucudur; susar, değişir, geri çeker, bazen anlaşılmaz olur. Sosyal medya ise bunların hiçbirini göstermez. Her şeyi düzleştirir.
Bu yüzden orada bağ kurduğunu sananlar aslında bir insanla değil, onun düzenlenmiş versiyonuyla konuşur. Ve düzenlenmiş bir şeyle gerçek bir şey arasında ilişki olmaz. Sadece yanlış bir devam hissi olur.
Görmek, tanımak sanılır. Oysa görmek yüzeydedir. Tanımak ise yüzeyin altına inmeyi gerektirir. Orada ise kimse derine inmez; çünkü derinlik, kontrol edilemeyen şeydir.
İnsanlar orada birbirini seçmez, tüketir. İlgi biter, ekran kaydırılır, yerini yenisi alır. Bu döngüde sadakat değil, dikkat vardır. Ve dikkat, sevgi değildir.
Sonra bir gün ekran kapanır. Ve geriye kalan şey çoğu zaman aşk değil; sadece kendini kandırmış olmanın sessizliği olur.