Çikolata prensesi

Çikolata prensesi
@cikoerrr
Kitaplar ve kahve olmasa hayat ne garip olurdu değil mi ? Ocakmedya.com
öğretmen/fotoğrafçı/iletişim/ sosyoloji
lisans
İstanbul
istanbul, 17 Kasım 1987
610 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı

Çikolata prensesi

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.·
Beğendi
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 11:38
·
2026 9. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,5bin okunma
Reklam
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 15:36
‘Beni en çok korkutan şey, bir gün hiç kimsenin aklıma gelmeyecek olması.’ Korkuyoruz! Yitip gitmekten, cesaret etmekten ve belki de korkmaktan… Bir gün tüm anıların, yaşananların ve sevdiklerimiz tarafından unutulacak olmaktan. Hatta Okudukların ve hayatta iz bırakmak için yaptıkların bile kalmayacak. Sadece ismin kalacak bir yerlerde.. Bir yazılı metin bıraktıysan ne mutlu sana, bırakmadıysan o da olmayacak. En derin korkularınla yüzleşmek gibi Oğuz’un satırlarında onun hikayelerini okumak. İnsan olduğunu ve bir gün en nihayetinde yaşamın son bulacağını bilmek ve hatırlatmak gibi özelleliklere sahip bu adam. Belki de o yüzden korkuyorlar onun kitaplarını okumaktan. O yüzden anlaşılmadığını okurlarına sürekli hatırlattı. kaybolmaktan gitmekten yitirmekten ve en kötüsü unutulmaktan korktu çünkü… Korkuyu beklerken korkuyu yaşamaktı onun için yazmak… Oğuz deyince bütün akan sular duruyor sanırım ben de. Gerçekten okurken en keyif aldığım yazar.(henüz tanışmamışken ne yapıyordum acaba) Kısa ve gerçekçi hikayeler akıcı ve anlaşılır. Oğuz’un harflerini bilenler için cezbedici. Tema korku… insani korkular. Onbir hikayeden oluşuyor. Bir tutunamayanlar olamaz belki ama farkını ve tarzını hemen ortaya koyuyor. Ben en çok mektuplu olan kısmı ve kitabın ismini alan hikayeyi sevdim. Kitapla ve sevgiyle kalın ’larım
Edebiyat Hikaye Öykü
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
7/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
“Hiçbir şeyin benim için gerçekleşmediğini, ama yine de her şeyin bana ait olduğunu hissediyorum.” Neden böyle hissedersin ki acaba? Etrafındaki her şeyin yabancı olduğunu ve senin de oraya ait olmadığın hissi… eğreti duran ruhun oraya uyum sağlamakta zorlanır fakat aynı zamanda en çok oraya aitmişsin gibi bir aidiyet yaşarsın o dünyada. İronisi bol bir duygu yığınları seni sarmalar. İnsanı içinde her zaman bir yerden kaçma ve bir yere sabitlenme hissinden gelir belki de kim bilir … Kaçış arzusu var ama aynı zamanda o karanlık, tutkulu, “vahşi” hayata mıknatıs gibi çekilme hali de mevcut Zweig hikayelerinde. Bir genç gezgin (anlatıcı), Almanya’ya giderken küçük bir Fransız liman kentinde geceyi geçirmek zorunda kalır. Trenini kaçırınca ay ışığıyla aydınlanan sokaklarda dolaşmaya başlar. Denizci mahallesinin karanlık, arnavut kaldırımlı ara sokaklarında (fahişeler, sarhoşlar, liman kokuları…) bir kapıdan gelen Almanca bir arya sesine kapılır ve içeri girer. Orada tuhaf bir sahneye tanık olur: Bir kadın (Françoise) ve ona saplantılı bir adam… gerisini kendiniz okuyun Kolay okunan ve insanı bolca düşündüren bir kitaptı. Zweig’ın klasik tarzı; İnsan ruhunun derinlikleri, bastırılmış tutkuları, ani çöküşleri, yabancılaşmaları ve kaderin ironilerini ele alır. Kitapla ve sevgiyle kalın ’larım…
Edebiyat Hikaye Öykü
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma