ALİYA İZZETBEGOVİÇ, SİYASET ve AHLÂK
Aliya için siyaset bir güç alanı değil, ahlak sınavıdır. Zira ona göre devletin varlık nedeni adalettir: bu bakış, Kur‘an’daki “Adaletle hükmedin; bu takvaya daha yakındır.” (Maide, 8) emrinin siyasi karşılığıdır. O, “düşünen bir devlet adamı değil, devlet kuran bir düşünür”dür. Zindan onun için hem bir çile hem bir inşa mekânıydı: “Konuşamazdım ama düşünebilirdim.” Aliya’nın düşüncesi, hayatının izdüşümüdür. Çünkü fikirleri teoriden değil, acıdan ve tecrübeden doğmuştur. Gençliğinde inandığı şeyleri hapiste sorguladı; iktidara geldiğinde o sorgulamayı siyasete dönüştürdü. Bu yüzden onun mirası bir kitap fikri değil, sınanmış ve bedeli ödenmiş bir hayat fikridir. Dayton Anlaşması’nı imzalayıp iktidarı bıraktığında şöyle dedi: “Benim görevim, Bosna’nın savaşla değil, adaletle yaşamasını sağlamaktı.” Bu söz, yalnız bir vedayı değil, emanetin geçici olduğu ahlak ilkesini anlatıyordu. Mustafa Yeneroğlu 19/10/2025 Karar
Alıntı
Sonu olmayan bir çile bizimki …
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ceza mı bu Çektiğim çile mi Yıllardır tuttuğum nöbet bitmeyecek mi?
Müzik
tutamıyorum zamanı.
Kaderine boyun eğip dünle küstün mü sen, Yüreğine cayır cayır bol çile saçıp, Göz göre göre korku saplayıp, Boğazına gömülüp sustun mu hiç...
Müzik
Aşk’tan HÂKK’a
Edebiyatımızın sultanı Fuzûlî’ye göre aşk, şifası yine kendisinde gizli olan tatlı bir derttir. O, "Aşk imiş her ne var âlemde, ilim bir kıyl-ü kâl imiş ancak" derken, kâinatın yapı taşının muhabbet olduğunu haykırır. Bizim medeniyetimizde bir insanı sevmek, onda saklı olan İlahi sanatın, Cemâl sıfatının tecellisini seyretmektir. Sevgili, kalbe düşen bir gölge değil; kalbi asıl sahibine, yani her şeyin yaratıcısına yönlendiren bir vesiledir. Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk’ında anlattığı gibi; insan bu yolda mumdan gemilerle ateş denizlerini geçmeyi göze alır. Çünkü bilir ki, o ateş ruhu yakıp kül etmek için değil, hamlığını eritip saf altın yapmak içindir. Modern zamanın mistik sesi Sezai Karakoç ise bu köprüyü çok zarif kurar. Ona göre yeryüzündeki aşklar, gökyüzündeki asıl düğünün sadece birer provasıdır. Sevilen kişinin gözleri, insanı dünyadan alıp ötelere, en sevgiliye (Cemâlullah'a) götüren birer kapıdır. Necip Fazıl’ın kalemiyle yoğrulan o büyük çile ve arayış da aslında kalbin dünyada hiçbir fani sığınakla tatmin olamayacağını, her aşkın en nihayetinde sonsuzluk sahibine rücu edeceğini fısıldar. Mümin bir yürek için sevmek; sevdiğini emanet bilmek, ona bakarken duaya durmak ve sevgisini ebediyet rengine boyamaktır. Dünyanın geçici hevesleri arasında kördüğüm gibi sarsılmaz bir bağ bulabilenler, aslında yeryüzünde cennetin kokusunu alanlardır. Bizim aşkımız; Leyla’nın çölünde başlayıp, Mevla’nın rızasında sükûnete eren, fani bir kalpten baki bir sevdaya uzanan en kutlu yolculuktur. Alıntı sahibi :instagram.com/sessizniyaz?igs...
Din
Şu amıni yolunu siktiğim hayatın amacı şifresi neyse söyleyin artık yeter aq çekilmez çile olmaya başladı