çilek

çilek
Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi bizi uyarmıyorsa ne işe yarar? -Franz Kafka
Gece yaşantımıza gelecek olursam, şüphe ve korku bulaşıcı bir hastalık gibi dolaşıyordu aramızda ve yeryüzünde bunlar kadar bulaşıcı başka bir şey yoktur.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Reklam
Birçok şeyin adını kötüye çıkartmıyor muyduk, bir şey hakkında ortaya kötü sözler yaymak ne kolaydı.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Gündüz ve gecenin yirmi dört saatlik zaman diliminin hiçbir bölümü sabahın erken saatleri kadar özel değildir benim için.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Roman
Roman, demiştik, zaten burjuva sınıfı ile birlikte doğmuştur. Aydınlanma hareketi (kültürü, felsefesi vb.) rahatlıkla burjuva sınıfının dünya görüşü olarak anlaşılabileceği için de Aydınlanma ile modern roman arasındaki bağ da kendiliğinden kurulabilir. Romanın bir edebiyat türü olarak meşrulaştırılması, öteki edebiyat türlerinin arasında kendine (önce) bir yer bulabilmesi, Aydılanma'nın bir başarısı ya da armağanıdır; ancak Aydınlanma dönemi içinde 18. yüzyılın sonuna doğru "sanat-dönemi" olarak da bilinen bir dönem, romanın tür olarak tiyatro (şiir) yanında eşdeğerli bir "koltuğa" oturmasını sağlamıştır. Goethe'nin Genç Werther'in Acıları (1774) ve Wieland'ın Agathon'u Almanya'da, burjuva bireyinin ilk deneyimlerini ve kendini geliştirme çabalarını edebiyatta anlatmaya yönelmiş ilk "gelişim romanı" örnekleri sayılırlar. Ne var ki bir roman olarak kendilerine yönelik beklentileri yerine getirmekten alabildiğine uzaktır bu iki metin. Genç Werther'in Acıları'nı okumuş olan okur, Werther'in hayatının sınırlı bir kesimini kapsayan bu mektup-romanın, dünyayı bir fon düzeyine çektiğini hatırlayacaktır. Charles Dickens - Perili Ev - Bordo Siyah Yayınları - Önsöz