• Paulo coelho'un okuduğum iki harika kitaptan sonra beklediğim gibi çıkmadı romanı. Simyacı'nın yazarın yakışmayan bir roman olmuş. Sıkıcılığı ile beni boğdu.
  • İskender pala akademik kimliğinin vermiş olduğu tecrübeyle yunus Emre dönemindeki tarihi olayları anlatarak meydana getirmiş olduğu roman gayet güzel ve akıcı idi. Tarih olunca yer yer hatta sıkça kadim coğrafya mızın tarihin her döneminde istila baskınlar ve yetim öksüz kalan bebeler dağılıp yok olan yuvalar VS. Karşılaşıp kahrediyorsun tabii moğollar başta vd. Gelip yakıp yıkıyorlar. Yılların birikimini yok ediyorlar... Güzelim kütüphane ler... Hala bu coğrafyada birilerinin kırılıp yok edilesi elleri var sanırım sonsuza dek devam edecek. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz velhasıl... Yunus'u hacı Bektaş Veli ile başlayıp taptuk emre ve mevlana ile karşılaşması konu edilmiş... Konu tekrarı gibi oldu bana... Farklı yazarlardan da okumuş olmam dolayısıyla... Molla Kasım olayı ders niteliğine...
  • Roman yazarken galiba en önemli şey, kendi deneyimlerini, yazdığın kahramanlara mal etmen.
  • Kitabın ismi herkesi biraz şaşırtmışsa da; En-el Hak düşüncesinin kurucusu Hallac-ı Mansur'un son günlerini ve son saatlerini yazar bize kendi dramatik kurgusu ile aktarmaktadır. Hakkında çok az şey bildiğimiz (Hallac-ı Mansur konusunda bildiklemizin büyük kısmı Louis Massignon isimli bir Fransız şarkiyatçısının çalışmalarına dayanmaktadır) bu düşünürün, böyle bir romanda karşımıza çıkması açıkcası şahsımı sevindirdi. Hallac-ı Mansur'un düşüncelerini, son günlerin de kendisinden dinlemekten (her ne kadar kurgu da olsa) keyif ve hüzün duydum. Son olarak; eseri beğendiğimi söyleyebilirim, tarihi roman ve konuya meraklılarının beğeneceğini düşünüyorum.
  • İyi akşamlar. Az katılımlı bir Eylül ayı etkinliği geçirdik. Halen devam ediyor gerçi, belki 1-2 öykü daha eklenir. Bir de otobüs vardı , etkilenmeler olmuştur tabi. Ama genel bir atalet de var gibi bu cephede. (Ben de sonuna yetişebildim zaten) Üşenmeyip katkıda bulunan herkese çok teşekkür ederim

    Ekim ayı için anket yapmayacağız. Değerli Metin T. 'nın katkılarıyla bambaşka bir etkinlik olacak Ekim'de. Kendisi biraz ilerlememiz gerektiğini tavsiye etmişti kendi çapında hikaye yazan insanlar olarak - o yüzden bir deneme yapmaya karar verdik. Daha önce yayınladığım bir iki iletide de ipuçlarını vermiştim zaten. (#33734855)

    Ekim ayının teması “Yeniden Yazmak”. Daha önce yaşanmış bir olayı, yazılmış bir roman, öykü ya da masalı tekrar yazacağız. Ne demek bu? Oluşan kurguyu benzer bir şekilde biz de kaleme dökeceğiz, yer zaman kişiler ya da başka her şey değişebilir. Sadece okuduğumuz şeyin o ilk kurgu olduğunu anlayabilelim yeter. (Metin Hocam, burada yanlışım varsa düzeltirsen sevinirim)

    Zor bir şey mi, olabilir. Ama bir çok örneği de var aslında. Bir Hamlet'in edebiyat, sinema, oyun vb. ne kadar çok yeniden yazıldığını bilseniz şaşarsınız. Ya da hemen her ay yeni bir Romeo ve Juliet uyarlaması çıkıyor bir yerlerde. Uzayda, 80'lerde, köyde, gemide, her yerde aşık olup ölebiliyor insanlar. Ama ben Metin Hocanın bana gönderdiği kendi yazdığı bir hikayeyi örnek olarak buraya ekleyeceğim. Bir haberin uğraşılmış bir yeniden yazılası - kendi cümleleriyle açıklayalım olayı:

    “İkincisi, tamamen yeniden yazmak üstüne kurulu. Yani konu senin dışında cereyan etmiş bir şey. Var yani Üstelik senin yaşayabileceğin bir şey olma ihtimali de zayıf. Hemen bunu kullanıp yeniden yazıyorsun. Mesela, https://www.bbc.com/...erler-dunya-43710566 bu haberi okudum önce, sonra araştırdım ta başından beri. Özeti şöyle: Bu ajan Amerika adına çalışmış bir Rus. Deşifre olunca yakalanıp Rusya’da hapse tıkılıyor. Amerika adama sahip çıkıyor ve ajan değiştirme teklifinde bulunuyor. Ruslar için kendine çalışmış ama yakalanmış ajanların pek bir kıymeti yok. Zaten işi gücü inkâr. Böyle olunca, 10 ajanına karşılık bu Rus’u iade ediyor. Tabi arada antlaşma var. Artık deşifreler ya, maaş bağlayıp yaşatalım, dokunmayalım diye imzalar atılıyor. Birkaç yıl sonra bu adam zehirleniyor. Yani anlaşma tek taraflı olarak ihanete uğruyor. Tabii Ruslar asla kabul etmiyor. Oysa kullanılan zehir bile kendi yapımları. Neyse. Konu bu. İşte ben bunu yeniden yazdım. Aralara başka soslar da attım. Mesela planlayıp konuşmak, planladığını konuşmamak. Ve planlanıp söylenmeyenlerin başına ne geldiğini işlemek gibi.”

    Metin Hocanı yeniden yazdığı hikaye burada: https://yadi.sk/d/Gys6MubdQArsAw . İsteyenler detaylı olarak inceleyebilirler.

    Peki biz neyi yeniden yazacağız Ekim Ayı boyunca. Başta Metin Hoca gibi ilginç haberler bulmayı düşündüm , ama açıkçası, uğraşamadım- fazla bir esprisi olmayacaktı. Sonra Metin Hoca çok bilinen bir fabl'ı (Karga ile Tilki) da yeniden yazdığını söyleyince bunun üzerinde çalışabileceğimizi düşündüm. O da beğendi bu fikri, ama ben yine de kısıtlamayı düşünmüyorum fazla yazmak isteyenleri (Bu kadar konuşmadan sonra hala bir şeyler yazmak isteyen varsa tabi)

    Hepimizin bildiği Masal ve Fabl'ların yeniden yazımı ile ilgili olacak bu ayki hikaye etkinliğimiz. İsteyenler farklı şeyleri de deneyebilir – onlara da açık kapımız. Ama Masallar ve Fabl'lar okuyucular tarafından daha kolay anlaşılabilir diye düşünüyorum. Mayıs'tan beri hikaye yazıyoruz, kendimizi sınamak için güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Metin Abi'nin dediği gibi biraz zorlamamız gerek belki kendimizi. Önümüzdeki ay anket olayına devam ederiz herhalde. Umarım yazmak isteyenleri fazla korkutmamışımdır. Bu ay da böyle oldu. Etkinlik Ekim boyunca sürecek, yazmak isteyen herkese kolay gelsin şimdiden.
  • Mikhail Bulgakov ile bu kitap sayesinde tanıştım, kitaba başlamadan içeriği ile ilgili hiçbir fikrim yoktu ve okudukça hem yazar ile hem de yazım tarzı ile ilgili fikirler edindim.

    Yazar tıp bilgisini biraz da fantastik ögelerle harmanlayarak ortaya güzel bir eser çıkarmış, ilk bölümler biraz acıklı biraz merak uyandırıcı iken ilerleyen sayfalarda yazar başta çok saçma gelebilecek bir fikri gayet olağanmış gibi ve etkileyici olarak aktarmış.

    !Spoiler!
    Normalde hayvanların konuştuğu kitaplardan vs hiç hoşlanmam ama burada yazar bu hissi hiç vermedi.
    !Spoiler Bitti!

    Aslında kitabın konusu çok saçma gibi gelse de yazar öyle yerinde bir üslup ve akış benimsemiş ki okurken saçma bulmaktan çok merak ediyorsunuz. Topak'ın her iki halini de okura çok iyi aktarıyor ki kitabın gücü buradan geliyor zaten.
    Köpek Kalbi mükemmel bir roman değil, size katacağı pek bir şey yok belki ama iyi vakit geçirmek ve farklı şeyler okumak için tercih edilir nitelikte.
    Yazarın diğer kitaplarını da merak etmeye başladım.
  • Kitaba aslında 2 ay önce başlamış;300'lü sayfalara doğru bırakmıştım,bir daha denemek adına kaldığım yerden tekrar başladım.Oğuz Atay'ı büyük sabır ve gayretle okudum;ama sayfalar benim adıma bir türlü ilerlemiyordu.Okuma süreci sırasında;hiç huyum olmadığı halde,aklım sürekli alakasız yerlere kaydı.Kitaba adapte olmakta ciddi zorluklar yaşadım.
    Bu durumu yaşamamda Atay'ın romanında çokça kara mizaha,ironiye başvurmasının hatırı sayılır payı var.Çoğu kez roman akışının dışında gelişen o bölümler beni iyicesine romanın his dünyasından çekip alıyordu.Bu parçalar arasındaki uyumu,sentaksı,neden-sonuç ilişkilerini bir türlü çözemedim.Atay'ın bu anlatım şekline bir türlü alışmadım ve ne yazık ki ısınamadım.Bu bölümler gittikçe uzuyor,onlar uzadıkça bende olabildiğince romandan kopuyordum.
    Olaylar,kişiler; ve bunlar arasındaki ilişkiler,bağlantıları aklımda sürekli eksik yaşadım.Hikmet Benol'un ruh dünyasına bürünmeye çalıştım;o ise kara mizahla,ironiyle işi goygoya vurdu:)
    Ama diğer taraftan bakmak gerekirse;Oğuz Atay diğer yazarlardan apayrı değerlendirilebilecek bir kalem.Çünkü böylesi bir anlatım tarzına okuduğum hiçbir yazarda şahit olmadım Gogol'u anımsatsa bile;ondan da fersah fersah uzak.Kendine özgü roman dünyası,girift ve katmanlı dil yapısı,entellektüel karakterleriyle ikincisi zor bulunur bir yazar.Kişisel çıkmazları anlatmadaki ustalığı Atay'ı eşine az rastlanır bir edebiyatçı yapıyor.
    Keşke ömrü daha uzun olsaymış;kendi alanında daha çok ilerlebilseymiş.

    Ben bir türlü alışamasamda ;herkese Atay kitaplarına bir şans vermesini tavsiye ederim.
    Herkese verimli okumalar...