Btltlyn, Kukla'yı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sonunda oldukça sasiracaginiz vay be bu muymus dedirten bitisli kitap.Bence Ahmet Ümit in en iyi kitabıdır.Derin devlet mafya karanlık ilişkiler sarmalında oldukça başarılı bir roman.Kalin olmasına aldanmayin okurken sürüklenerek bir çırpıda bitecek o sayfalar.

saadet özçelik, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Edebiyatçı annelerin özel hayatlarındaki başarısızlıklar, başarılı birer roman malzemesi olur belki de.

Siyah Süt, Elif ŞafakSiyah Süt, Elif Şafak
Veysel Kurkut, Watchmen'i inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Watchmen, kostümlü kahramanlara bambaşka bir bakış açısıyla bakarak önümüze çıkıyor. Daha realist kahramanların olduğu bir çizgi roman. Psikolojik derinlikleri oldukça iyi olan bu roman ana karakterleri ruh halleri, bakış açıları, karakterleri ve davranışları açısından zengin bir gerçekliğe sahip. Kitabın bu yönlerini beğendim. Bazı detaylara fazla takılması ilgimi dağıtsa da çizgi roman tarihinde kült ve üstün bir eser. En beğendiğim karakter Rorscharch, onun ardından gelen ise Dr. Manhattan. İkisinin hayata bakışı çok ilgi çekici. Bazı film ve kitaplarda sevdirilen karakterin ölmesi okuyucuyu yada izleyiciyi üzsede (bende üzüldüm) aslında eseri sevdirenin ve etkileyici yapanın bu dramatik kurgu, olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bazı şeyleri anlayışla karşılıyorum.
İlk çizgi roman deneyimi için ağır kaçabilir fakat okunması gereken bir eser olarak tavsiye ediyorum.

Sinem :), bir alıntı ekledi.
6 saat önce

Biz de bir roman okuduğumuzda kendi dertlerimizi, sıkıntılarımızı unutmaz mıyız?

Kırlangıç Çığlığı, Ahmet ÜmitKırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit
AHMET BEKDEMİR, Aylak Adam'ı inceledi.
 8 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yusuf Atılgan'ın bu "ÖLÜMSÜZ" romanını bazı sitelerde kötüleyen olmuş.Yusuf Atılgan'ın romanları gerçekten akıl gerektiren kitaplar, anlamak için sadece okumak yeterli değil ayriyeten yorumlama özelliği de olmalı insanda. Bu kitap için “Ensest” içerikli (Bilmeyenler için Ensest:Yakın akrabalar arasında kurulan gönüllü ya da gönülsüz cinsellik) diye okumuştum bir yerde ve buna inanmadığım için açıp okudum kitabı.İyi ki de inanmamışım dedim. Kitabın içinde hiçbir türlü “Ensest” bir düşünce yoktur(Bence ki şöyle). C. Roman boyunca hep “Zehra” teyzesini anımsıyor, hatta babasının Zehra teyzesine yaptıklarını gördükten sonra, her kadında Zehra Teyzesi geliyor aklına ve bir anda uzaklaşıyor. C. Zehra teyzesini kötü anlamda aramıyor, onun şefkatini, merhametini ve kucağında onun saçını okşarken ki huzuru arıyor. Yusuf Atılgan, Aylak Adamı yazarak aslında bizleri anlatmak istemiş ve alışagelmiş pis olayları gün yüzüne çıkartmış. Ben kitabı beğendim, kitap okumayı seven insanların okuması gereken bir kitap olarak görüyorum.
İNANILMAZ ŞEYLER KATAR OKUYANA.
Ya tiksinirsiniz bu eserden,ya da ayakta alkışlarsınız.O da tamamen "Ensest" ya da "Gönülden Bağlılık" seçimini nasıl yaptığınıza bağlı olarak.Ben 'GÖNÜL BAĞI' tarafını seçtim ve ayaktayım hala alkışlıyorum.
Saygılar.

Beyza Gökgöz, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

İnsan iyi film de yapar kötü film de, iyi roman da yazar kötü roman da. Önemli olan arkadaşına laf söyletmemendir.

Elia İle Yolculuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)Elia İle Yolculuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)
Homeless, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'yu inceledi.
 9 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde

Hayat size tembellik hakkı vermez. BÜNYE! BÜNYE! BÜNYE!

Alabildiğine spoiler / sürprizkaçıran içermektedir !

Zavallı Yorik! Horatio! Bana bir şey söyle! Ne söyleyeyim efendimiz?
---Shakespeare'nin Hamlet'inden---

Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir.
---Her bireyin yalan söyleme özgürlüğü vardır, sevdiklerimiz buna dahil değildir---

Ümit, aşk ve tembellik.
---Ümit etmek hayatı temsil eder, aşk gönlü, tembellik şeytanı---

-Berlin'e ne vakit gideceksin, Nüzhet?
-Bu gece sabaha karşı. Çünkü bu gece gitmezsem, altı sene tren yok.
---Bir şehir ardından koşar, sen kaçarsın---

Yıl 2003 ya da 2004 15 yaşındayım. Yer ise Afşin Devlet Hastanesi. Çocuk doktorunun önünde bir sıra ki evlere şenlik! Kimisi anne kucağında kimisi babalarının ellerinden tutmuş çocukların arasında ergenlikte arşa yükselmiş, boyu posu 1.80'e dayanmış bekliyorum. Sıra gelecekte ben de göreceğim! Sonra güç bela
kalabalığı yara yara girip doktor beye kavuşuyoruz. Önce yüzüme bakıyor sonra da dışarıda ki kalabalığa. Sonra oturmam yönünde bir komut veriyor ve oturuyorum. İki dakikalık muayene sonrası canından bezmiş sevgili çocuk doktorumuz ben de Hepatit buluyor. (A, B ya da C) hangisi olduğunu şuan hatırlamıyorum. Babam error! veriyor tabii! Ardından soruyor, yani? Yani okula gidiyor ise diğerlerinden uzak dursun diyor bıkkınlığın verdiği cesaretle! Hızlı bir şekilde alelade yazılmış ilaçlarımızı koltuk altımıza kıstırıp uzaklaşıyoruz saatleri çürüttüğümüz polikliniğin önünden. Babam ilaçları alıyor, gidiyoruz. Adam da artık dokunmuyor bana, korkuyor. Sonra 1 ay boyunca okula gidemedim. Hatta balkonda beni gören akranlarım bir pisliğe bakıyormuşçasına gözlerini hızla uzaklaştırıyor benden. 1 ay sonra babam işkilleniyor bu durumdan. Yav doktor böyle söyledi amma çocuk turp gibi! Turp gibi çocuk yani ben! 1 ay boyunca hepatit olduğumu düşünerek çoğu kez nece buhranlara girdim, sürüklendiğim psikolojik travmaları hiç saymıyorum! Okulumdan, derslerimden uzak kalışım da cabası! Sonuç olarak iki dakikalık muayenenin faturası ben de ağır olmuştu. Doktora hiç gitmesem 1 hafta sonra iyileşir yoluma bakardım.

Bu romanı okuyunca bu anı gözümde, fikrimde belirdi. Ben de sizinle paylaşmak istedim. Peyami Safa'yı ilk defa okuyorum. O yüzden fazla fikir beyan etmek yerine bu roman üzerinden yürümek istiyorum. Duygu geçişlerinin yoğun olduğu ve hangi duygunun içinde ise yazar onu arşa değin yaşıyor / yaşatıyor. Istırabın ilacının yine ıstırap olduğunu düşünecek kadar da realist.

Romanın hepsini alıntılasan kimse sebebini sormaz. Gerçekten tahlil, tasvir açısından eşsiz bir roman. Peyami Safa'nın buhranı, umutsuzluğu, dağılmışlığı, bıkkınlığı, vazgeçmişliği dibine kadar damarlarımıza kadar nüfuz ettirebildiğini şahsım adına söyleyebilirim. Özellikle Hamlet'ten alıntı ile karışık ruh halini yansıtırken büyülendim.

Romandaki ana karakterin kopmaya yüz tutmuş ayağını bir aşk yüzünden kurban edişine de tanıklık ediyoruz. Bana göre stres ölümün yama sürümüdür. Bizi ölüme olabildiğince yaklaştırır. Karakterimiz de stresten uzak, aktif bir dinlenmeye ihtiyaç duyuyorken kendini afilli cehennemimiz saygıdeğer aşka kaptırıyor ve film kopuyor. Aşk pişmanlıktır, stres öldürür, sıhhat en önemli mevcudiyetimizdir, Peyami Safa psikolojik olarak okuyucuyu süründürür. :)

#29235825 nolu ve ¤ Cerrah Asya ¤ sponsorluğunda gelişen etkinlik kapsamında bu romanı okudum. Teşekkürler! Böyle etkinlikleri hep yapalım. Romanın içeriğini size kısaca özetleyecek bir alıntı ile incelemeye son noktayı koyayım:

Odadan gündüz ışığıyla beraber bana ait her şey çekiliyor: Evime ait hatıralar, kalabalıklar, sevdiklerimin sesleri, bir çok şekiller, hayatımın parçaları, Erenköy, köşk, tren, vapur, fakülte, doktorlar, hastabakıcılar, hayatın gürültüleri, şehir, gündüzün sesleri her şey uzaklaşıyor. İçimde bir boşluk. Garip ve büyük bir his, derinliklerime doğru kaçıyor, gizleniyor. Ruhum karartılarla, sessiz ve şekilsiz gölgelerle, eşya arkasına saklanan hayaletler gibi kendilerini göstermeden korkutan meçhul varlıklarla dolu. Kapım kapalı. Açmak istemiyorum. Açarsam hastahanenin benim için hazırladığı felâketlerin hepsi birden içeri girecek sanıyorum.

Fatıma Çağar, Kızılelma'yı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 17 günde · Puan vermedi

Kahramanların televizyondakiler değil de bizim atalarımız olduğunu tekrar dile getiren bir kitap, Türk gençlerinin kimi örnek almaları gerektiğini hatırlatan bir roman... İçinde ayrı ayrı insanların hikayesi var ve herkesin ortak noktası hedeftir. Hedef neresidir? Kızılelma!

AHMET BEKDEMİR, İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Merhaba,hayırlı Ramazanlar.
Bir insan bir kitaba aşık olabilir mi? Cidden ben oldum. Yine her cümlesinin altını kazıya kazıya çizdiğim bir roman oldu, diğer Sabahattin Ali eserlerinde olduğu gibi. Hani kurmak istediğiniz cümlelerin aynısını bir başkasından duymak gibi Sabahattin Ali okumak. 
Ömer, Macide ve Bedri ekseninde dönen buruk bir aşk hikayesi. Felsefe öğrencisi olan Ömer'in maymuniştahlılığı, kabalığı, düşüncesizliğinin yanında kendisini bilgisiz, cahil olarak nitelendiren Macide'nin kendine aydın diyen diğer insanların arasındaki onurlu duruşu. Sabahattin Ali, sanatla geçinen insanların aymazlığını, kendine aydın diyen insanların aslında karanlığın içinde kayboluşunu ve insanın o bencil, umursamaz doğasını muhteşem tasvirlerle anlatmış. Her eseri benim için altın niteliğinde, abartıyor olabilirim ama benim için yeri hep ayrı yazarlardan biri. Bir kere daha saygıyla anıyorum.